Havaalanlarında utanç kuyrukları uzayacak!

Benim “Nobel Barış Ödülü” adayım TBMM Ateşli Silahlar Alt Komisyonu Başkanı! Toplumsal huzura, Barışa, Hoşgörüye, Sevgiye ve bunların hammaddesi olan Bir yaşama nasıl kavuşabilirizin izini sürerken... Meclis alt komisyonundan geçti; yeni ateşli silahlar kanun tasarısı... 18'indeki herkes silahlanabilecek artık... Herkes, bir değil, iki değil, üç değil beş silah alabilecek! Birini değil ikisini birden üzerinde taşıyabilecek... Tam teşekküllü bir ...

Hangi sivil toplum kuruluşunun yüzde kaç pazar payı var?

Bugünlerde birçok sivil toplum kuruluşu harıl harıl sosyal sorumluluk sevdalısı şirketlerin kapısını aşındırıyor. Tek beklentileri “dünyaya yeni gelen bir bebek” gibi özen gösterdikleri sosyal projeleri için kaynak bulmak... Uzunca bir süredir “sosyal sorumluluk rüzgarı” esiyor. Vicdanlarımızı “aklamakla” “fırsatçılık” arasında gidip gelen bir tonlaması var esen rüzgarın. Özellikle geride bıraktığımız yüzyılda daha iyi bir yaşam adına; ...

Dolar sizlere ömür! Yeni gelişmişlik göstergesi ne olacak?

1500’lü yıllarda ülkelerin gelişmişlik düzeyini nasıl bir birimle ölçerlerdi, bilmiyorum. Çevremde sorduklarımdan da tatminkâr bir yanıt alamadım. Büyüklük ve “güç” konusunda savaşma yetkinlikleri içinde bir takım göstergeler var ama bunlar refah düzeyinin karşılığı değil. 20. yüzyılda ise gelişmişliğin, refahın, sözde yaşam kalitesinin karşılığı önümüze “dolar” olarak kondu! Gayri Safi Milli hasıla... Bölü, ülkede yaşayan insan sayısı... Kişi başına “dolar” ...

Heykeltraşları vergi rekortmeni olan bir ülke olsa idik…

  2001 yılının kriz günlerinde... O belirsizliğin tam göbeğinde yaşarken... Bırakın bir hafta sonrasını, bir saat sonrasını bile göremediğimiz akşamlardan bir tanesinde, CNN Türk’ün canlı yayımlanan “Soru/ Cevap” programında Yavuz Baydar’ın konuğu oldum. Konumuz kriz.. Nasıl yöneteceğiz, ne yapacağız, çıkabilecek miyiz bunun içinden derken... Söz döndü dolaştı “vizyon” gibi sihirli bir sözcüğe geldi. “Bu ülkenin vizyonu var mıydı?” Büyüklerimiz ...

Umutsuzluk içinde “umut”

Küçücüktük... Aklımızın henüz herşeye ermediğinin söylendiği yıllardı. Ama, elimizde bir oyuncak tabanca ile Birbirimizi öldürmenin keyfini (!) sürdüğümüz çocukluk yıllarımızdı... Esinlendiğimiz “kahramanlarımız” öyle yapardı. Ellerindeki silahlara “gıpta” ile bakar ve avucumuzun içindeki o plastik tabancayı “arkadaşımız, dostumuz ve belki de kardeşimize” doğrulturduk. “Sen öldün”... Yani çık oyundan... O plastik tabanca, Gün geldi bir futbol maçında küfür ...