Babalar ve kızlar… Ama arkadaştırlar…

Kız babaları sanırım beni daha iyi anlayacaklar.
Daha ilkokula bile başlamadan çiziktirdikleri çöp adamlı resimlerde mutlaka babalar vardır. Elele tutuşmuşlardır onlarla.
Çocukluk yıllarında babaların iş seyahatleri dönüşleri kızlar için çok özeldir. Babalarının kokusunu serpiştirmişlerdir oraya buraya. Gece uyurlarken yanlarına uzanan babalarının kollarını sımsıkı kavrarlar. Yok oldukları günlerin acısını çıkartırcasına…

Anneler tabii ki annedir. Ve çok özeldir kız çocukları için.

Ama babalar!
Gerçek bir rol modele dönüşmez mi yaşların merdivenlerinde.
Okul yıllarında alınan takdirler, onur belgeleri aslında “kimler” içindir?
Kimin gözündeki başarı gerçek bir başarıdır “kız çocuklarının” kalbinde?
Sözsüz bir iletişim vardır babalarla kızları arasında.
Her şeyi ama her şeyi dudaklardan sözcükler dökülmeden paylaşırlar.
Gözler konuşur. Bakışlar yön verir yaşamın derinliklerine.
Sevince, üzüntüye, başarıya usulca dokunan ellerin sıcaklığındadır o duygular. Kelimelere gerek yoktur. Sırlar gidip gelir içi sevgi, anlayış ve paylaşım dolu yaşam renklerinin tonlarında.

Gün gelir ayrılıklar yaşanır. Belki yüksek öğrenim için belki gezmek, tozmak için.
Uzak diyarlarda bi başlarınadırlar gibi görünürler. Ama ceplerinde mutlaka babaları vardır. Yalnızlıklarına arkadaş yapmışlardır onları. En zor anlarda sıkıca kavrarlar ceplerindeki babalarını. Güç alırlar, cesaret alırlar, zorlukların üstesinden gelmenin en güçlü duygusudur babaları ile inşa ettikleri arkadaşlık.

Babalar kızlarının gözyaşlarına belki de hiç tanık olmazlar. Ama bilirler: o gözyaşlarında babalar ile paylaşılan okyanuslar vardır.

Babaların gözünce kız çocukları bir anda büyümüş olur.
Bir anda kendileri ile hesaplaşmaya başlarlar.
Yeteri kadar onlarla ilgilenmişler midir?
Yaşamın zorluklarına karşı onları gereği gibi hazırlamışlar mıdır?
Kendi ayaklarının üzerinde duracaklarının bilincinde görünüyorlardır ama gerçekten böyle olacak mıdır?
Ve gün gelir uçarlar yuvadan. Kendi yuvaları için.

Evliliğin ilk dakikalarındaki o kocaman sarılış bir babaya değil yaşam boyu yüreklerde yer etmiş “arkadaşadır”. Çünkü onlar aslında arkadaştırlar!
Evet bildiniz: kızım yani en iyi arkadaşım Pırıl evlendi. Darısı diğer kız babalarına…

2 Yorum
  • Erhan Baş
    Nisan 12, 2012

    Sevgili Salim bey,
    Elimizden kaçıp giden ve sevdiklerimizle geçirecek yeterli zamanı oluşturamayan kişilerden biri olarak yazınız beni çok duygulandırdı. Soru bence şu; Başarılı olmak ne demektir? Genel müdür olmak mı, yoksa hayatın dengelerini yakalayabilmek mi?
    Sevgiler

    • Salim Kadıbeşegil
      Nisan 12, 2012

      Erhan bey, çok isabetli bir soru. Son kitabım Oyun Bitti’nin içinde de yer verdiğim gibi “başarıyı” yeniden tanımlamak durumunda olduğumuz yeni bir yüzyıla girdik. Yaşam “mutluluk” kavramı ile kendimizi ilişkilendirmek üzerine kurulu bir dünya olacaksa bizim “mutsuzluğumuza” neden olan “şablonları” ayıklayarak başlayacağız sanki bu işe. Birleşmiş Milletlerin Nisan ayının başında kabul ettiği yeni “gelişmişlik göstergeleri” sanki bunun ilk işareti. Hepimiz için hayırlısı olsun. Yaşamda paradan ve hiyerarşinin basamaklarında yakıştırılan sıfatlardan daha önemli şeylerin var olduğunu görebileceğiz sanki…