Yaşamda İz Bırakmak ya da İs Bırakmak Üzerine

Yaşamda “iz” bırakmak kolay bir iş değil. “İs” bırakmak ise son derece kolay… Atlayın arabanıza, girin trafiğe… Sayın bakalım kimler is bırakıyor, kimler “iz”… Hangi davranışlar takdirinizi hak ediyor, hangileri etmiyor! İki kavramın arasındaki ince çizgi aslında bu kadar basit, yalın, sade…

Dünyanın parasını vererek aldığınız bir elbisenin arka planına bakın. Üreten şirketi sorgulayın. Çalışanları, tedarikçileri ile ilişkilerine bakın. Satın alma sözleşmelerini göz atın. Çevre duyarlılığı ile ilgili politikalarını okumasanız da olur; o politikaların ne kadarının uygulanabildiğini sivil toplum kuruluşlarına sorun.

Karbon ayak iziniz kaç, sudaki ayak iziniz ne, plastik ayak izinizin hesabını tutuyor musunuz? Bunlar da iz bırakanlarla is bırakanlar arasında mesafenin daralıp açılmasına neden olan güncel veriler. Kimse kaç paramız var, geçen yıl ne kadar kâr ettiğimizi, yatırımcılarımıza hisse başına ne kazandırdığımıza bakarak değerlendirmiyor “iz” bırakma meselesini.

Geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da düzenlenen 5. Koçluk Zirvesinde “Ya İz bırakırsınız ya da İs” başlıklı bir konuşma yaptım. Uluslararası Koçluk Federasyonu tarafından düzenlenen ve katılım kalitesi oldukça yüksek bu toplantıdaki konuşmamla ilgili notlarımı paylaşıyorum sizinle… Konuşmanın videosunu buradan izleyebilirsiniz;


İz bırakmak meselesini ilk aklıma taktığım günlerden bu yana kafamın içinde annem ve babam vardı. Babam Seyfettin Kadıbeşegil. 3 yaşında kaybetmişim. Çocukluk anılarım bile yok desem yeridir. Atatürk’ün Cumhuriyetin kurulmasını takiben Almanya’ya ziraat eğitimi için gönderdiği 26 mühendisten biri.  1930’larla birlikte kendi kendine yetecek bir ülke olma iddiasını fidanlıklar ve meyvecilik alanlarındaki çalışmaları ile gerçekleştirmiş bir Cumhuriyet mühendisi. Tarım Bakanlığındaki çalışmaları arasında organik tarım ile ilgili çevirisini yaptığı çok sayıda eser yer almış.

olusum 001Annem Fahrünnisa Kadıbeşegil. 1930’lı yıllarda, ata binen, tenis oynayan, resim yapan, İngilizceden çeviriler yapan bir Cumhuriyet kadını. 1970’lerde yayımlamaya başladığı Oluşum Dergisi ülkemiz edebiyat dünyasında 2 binden fazla yazar, çizer, şair ve sanatseverlerin paylaşım durağı idi. Anadolu’nun dört bir köşesinde resim sergileri açar, çevirdiği tiyatro eserleri Devlet Tiyatrolarında sahnelenirdi. Nitekim bu yıl ülkemizdeki ilk müzikallerden biri olan ve 1969 yılında çevirdiği Erkek Arkadaş İstanbul’da Devlet Tiyatrosunca sahneleniyor. (www.olusumdostlari.com)

İz bırakabilmek için çok büyük şeyler yapmaya kalkışmak gerekmiyor. Ya da çok büyük paralar harcamak da anlamsız. İşte  Ryan Hreljac’in hikayesi…

Henüz 6 yaşında iken ailesi ile birlikte Afrika’ya yaptıkları ziyaret sırasında köylerde içme suyunun bulunmadığını, su temini için kadınların başlarındaki damacanalar ile ortalama on kilometre uzağa gidip gelmek zorunda olduklarını öğrenmesi “iz” bırakacak bir yolculuğun başlangıcı. Babasının katkısı ile açtıkları bir su kuyusunun oradaki yaşamı kökten değiştirdiğine tanık olunması Ryan’ın konuyu okuluna taşımasına neden olmuş. Diğer öğrenciler ve aileleri ile birlikte yaptıkları kampanyalar ile ardı ardına Afrika’nın en ücra köşelerindeki köylerde açılan su kuyuları özellikle salgın hastalıklar ve açlıkla ilgili sorunlarla mücadelede örnek girişimler arasında gösteriliyor. Ryan’ın fikrinin böyle desteklenmesi ortaya bu konuda çalışacak bir vakfın domasının nedeni. Günümüzde Ryan’ın vakfının aracılığı ile açılan kuyulardan köylerde 750 bin aile su temin edebiliyor.

İşte Steve Jobs… Kendi iç sesini dinledi. Kurduğu şirketten bile kovuldu. Ama sonunda “dünyayı, alışkanlıklarımızı, yaşam tarzımızı” ve dahi aklımıza gelebilecek bir çok şeyin değişiminin öncüsü oldu. Veya günümüzdeki versiyonu olan Elon Musk. Elektrikli araçlardan sonra Mars’ta yaşamın peşinde koşuyor. Tekrar kullanılabilir roketlerdeki başarısı bu inancını bir kez daha gündemimize taşıdı.

Ama benim kalbimde iz bırakmak konusu açıldığında “köy enstitülerinin” ayrıcalıklı bir yeri var. Bana göre 20. Yüzyılın en başta gelen sosyal inovasyon projelerinden biri köy Enstitüleri. Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un vizyonu ve gerçekleştirdikleri Türkiye Cumhuriyeti’nin insan kalitesinin simgesi idi. Köyden kente, kentten köye, tarımdan sanayiye, sanayiden küresel ölçekteki vizyona ancak Köy Enstitüleri temelli bir omurga ile ulaşılabileceğinin hayata geçmiş il örneği idi. Ve tabii ki “iz” bırakanlar arasında ön sırada olmayı hak ediyor!

Tanımak, birlikte dünya vatandaşlığı yolculuğu yapmaktan onur duyduğum Victor Ananias da konuşmamda “iz” bırakanlar arasında verdiğim örnek insanlardan biriydi. Buğday hareketinin kurucusunu birkaç yıl önce çok genç yaşta yitirdik. Ama attığı temeller ülkemizin ekonolik çiftlikler ve pazarlarla tanışmasını sağladı. Ekolojik dönüşümle ilgili bilincin yaygınlaşmasının neferiydi Victor.

Tabii ki,  örnek verilebilecek daha birçok kişi var. Konuşmamda siyaset alanından örnek vermedim. Ama siyasetin doğası gereği daha çok “is” bırakan örneklerin yoğun olduğu bir tarla olarak görüyorum. Atatürk, Nelson Mandela, Olaf Palme, Wily Brandt gibi isimleri bu isli tarlanın dışında “iz” bırakabilmiş liderler olarak anabiliyoruz.

İz bırakan insanların genelinde ortak bazı karakteristik özellikler göze çarpıyor. Konuşmamda buna da yer verdim.

Orhan Ay

Orhan Ay

  • Çatışmalara değil mutluluğa odaklanırlar
  • Kopyalardan değil gerçek kültürlerden beslenirler
  • Bilgiyi, birikimi, deneyimi karşılıksız paylaşırlar
  • Koşturmadan zamana yayarlar
  • Hedeflerle değil sonuçlarla yaşarlar
  • Yereli önemserler ancak küresel düşünürler
  • Dakikaları yaşam sanatına dönüştürürler
  • Adalet terazisinin bir kefesine insanı diğerine doğayı koyarlar
  • Onların zenginliği saygının içinde gizlidir

Son olarak beni dinleyenlerle orhan ay ‘ın yaptığı bir resmi paylaştım. Paylaştığım resmi Orhan 2009’de Samsun’da İlköğretim Okulunda okurken yapmış ve ulusal resim yarışmasında birinci olmuştu. Onlara nasıl bir dünya teslim etmekte olduğumuzun belgesi idi bu resim… İz bırakanlar ile is bırakanlar için başka bir yere bakmamıza gerek yok. Kendimize bakmak yeterli!

 

 

 

 

 

 

No Comments Yet.

Yanıt yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir