Sosyal Girişimcilere Şapka Çıkarıyorum! (*)

Sosyal Girişimcilere Şapka Çıkarıyorum! (*)

(*) Yazı Brandmap dergisinin Aralık- Ocak sayısında yayımlanmıştır. Yayımlandığı biçimi ile buradan okuyabilirsiniz. BM 17-SK

Sosyal girişimcilik peşinde koşanların karşısında saygıyla eğiliyor ve şapka çıkarıyorum. Sorunlar içinde bocaladığımız dünyamızda “çözümün bir parçası olmak” meselesine kafayı takan sosyal girişimciler ceplerine koydukları “sosyal inovasyon” süreçleri ile mucizeler yaratıyorlar. Çarpan etkisi çok yüksek projeleri hayata geçiriyorlar. Bambaşka bir iş modelini çarpan etkisi yüksek projelerle buluşturuyorlar.

Bu satırları yazmama neden olan ilk örneklerden bir tanesi epey bir zaman önce Kanadalı ilk öğretim okulu öğrencisi olan Ryan’ın gerçekleştirdikleri… 1998 yılında henüz ilkolkul birinci sınıfta iken öğretmeninden dünyadaki su sorunu ile ilgili bilgiler Ryan’ı çok etkiler. Afrika ülkelerinden örnekler veren öğretmeni su yokluğunun neden olduğu salgın hastalıklar ve yaşamlardan söz ederken bazı köylerde bir kap su temin edebilmek için kilometrelerce yürüdüklerinden söz eder.

Çok etkilenen Ryan eve gelir gelmez anne ve babasına su sorununa nasıl bir çözüm bulabileceğini sorar ve “su kuyuları açılması” fikrine kafayı takar. Bunu nasıl yapabileceğine ise ailesi ekstra ev işlerine katkı sağlaması halinde 70 dolar kazanabileceğini söylerler. Ryan o 70 doları kazanabilmek için çok çalışır ve 4 ay sonra hak ettiğinde bir su kuyusu açılması için gerekli olan paranın 2 bin dolar olduğunu bilgisi ile karşılaştığında önce ne yapacağını bilemez. Ama bir kez kafayı takmıştır. Okulda, yaşadığı yörede herkesle konuşmaya ve su kuyusu için maddi destek aramaya başlar. Kısa bir süre sonra mektup arkadaşlığı yaptığı Uganda’da bir köyde yaşayan Jimmy’nin köyünde ilk su kuyusunun açılması ile rüyaları gerçek olur.

“Ryan Hayallerinin peşinden Gitti Yaşamları Değiştirdi!”

 Ryan hayallerinin peşini bırakmaz. Ailesi ile birlikte Uganda’ya giderler. Su sorununu ve bu sorunun neden olduğu yaşamsal tahribatı yerinde görmek onu daha da tetikler. Çalışmalarını hızlandırır. Kanada’ya döndüğünde bıkmadan, usanmadan her kapıyı çalar. Tanık olduklarını anlatır ve herkesi çözümün bir parçası olmaya davet eder.

Kısa süre sonra Afrika’nın farklı “yokluk” bölgelerinde art arda Ryan’ın su kuyuları açılmaya başlayınca ailesi ve öğretmenlerinin de katkısı ile bunun daha kurumsal bir boyuta çıkarılması düşüncesi gündeme gelir. Böylece Ryan’s Well Foundation kurulur. Açıklık, şeffaflık, hesap verebilirlik ilkeleri ile donatılan Vakıf kısa zamanda en güvenilir ve itibarlı kurumlardan biri olarak anılır.

Ryan üniversitede Uluslararası İlişkiler ve Siyasal Bilimler okur ama kendi vakfında bir proje yöneticisi olarak çalışmaya devam eder. Günümüzde Afrika’nın dört bir tarafında bir zamanlar sadece bir ilkokul öğrencisi olmanın dışında özelliği olmayan bir öğrencinin dünyamıza armağan ettiği su kuyuları o yöredeki insanları geleceklerine bağlayan bir köprü işlevi görüyor.

“Big Issue; Gerçekten Büyük Bir Sorun”

Kasım 2017’de gerçekleşen Brand Week’de katılımına benim de katkım olan Baron John Bird vardı. Uzun yıllardır hayranlıkla izlediğim sosyal bir projenin mucidi olan John Bird kısa bir süre içinde çok büyük sorunların çözümlerinin aslında ne kadar basit olduğu gerçeği ile buluşturdu bizi.

John Bird’ün öncülük ettiği sosyal girişim 1990’lı yılların başında Londra’da karşımıza çıktı.

Özellikle İkinci Dünya Savaşından sonra toplumsal dengelerin alt üst olduğu İngiltere’de en ciddi sosyal sorunlardan biri “evsizler” gerçeği idi. Sayıları binleri bulan ve geceleri mağazaların önüne serdikleri bir ambalaj artığının üzerine kıvrılarak uyumaya çalıştığını gördüğümüz bu insanlar tabii ki “dileniyorlardı”. Aralarında bir sürü üniversite mezunu bile vardı. Ama talihleri onları evlerinden, barklarından, eşlerinden, ailelerinden kopmaya itmiş yaşamlarını sokaklara armağan etmiş kimselerdi. Metro istasyonları, otobüs durakları, parklar, iş hayatının yoğun olduğu her yer evsizlerle kaynıyordu. Dileniyorlardı ama onurlarına da çok düşkünlerdi. Kimsenin kendilerine acımalarını istemediklerini söylemekten çekinmiyorlar, sokaklarda yaşamayı seçmenin kendi tercihleri olduğunu ifade ediyorlardı.

İşte John Bird bu soruna kafayı taktı. Bir şeyler mutlaka yapılabilirdi ama ne yapılabilirdi?

Baron John Bird öncelikle evsizlerin “dilenci” konumundan kurtulmaları gerektiğini ve onlara “özgüvenlerini” iade edecek, hatırlatacak bir “tılsım” olabileceğini düşündü. Gazeteci bir arkadaşının yardımı ile Big Issue adını verdikleri haftalık dergi projesi işte böyle doğdu. Herkesin gün içinde burun buruna yaşadığı evsizlerin sorunlarını içeriğine taşıdığı Big Issue dergisinin evsizler tarafından satılması fikri kısa zamanda toplum tarafında kabul gördü. Dilencilere para vermekte sıkıntı yaşayan Londralılar memnuniyetle bir evsiz tarafından “gururla” satılan Big Issue dergisine 2,5 pound ödüyordu. Evsizler de bu dergiyi matbaadan 1 pounda alıyordu. Kısa zamanda evsizlerin geçimini “onurlarıyla” sağlayabilecekleri bir çözüm olarak gördükleri dergi yüksek baskı sayısına ulaştığı için reklam almaya başladı. Metroda, otobüste, takside, kafelerde herkes Big Issue okur oldu.

John Bird bir sonraki aşamaya geçmekte tereddüt etmedi; “vakıflaştı”. Evsizlerin sosyal, psikolojik ve sağlık sorunlara çözüm üretebilecek başka sosyal girişimler Big Issue markası altında yaşamın kılcal damarlarına kadar yayıldı. Binlerce insana belki bir istihdam olanağı vaat etmiyordu ama günlük sorunlarının çözümü için nerenin kapısını çalabileceklerinin bilincindeydi.

Her yıl 3700 evsizin dergi satıcılığına başladığı Big Issue dünyasında bugüne kadar 200 milyon adetten fazla satış yapıldığı, evsizlerin eline 115 milyon pound’dan fazla para geçtiğini söylemek elde edilen başarının küçük bir göstergesi. Daha da önemlisi Big Issue’u örnek alan başka sosyal girişimcilerin 35 ülkede 120 benzer girişime öncülük etmiş olması John Bird’ün sosyal girişimciliğinin çarpan etkisini ortaya koyuyor.

University of Missouri – Kansas City

“Ödül Alan Yeni Sosyal Girişim Projeleri”

BİLGİ Genç Sosyal Girişimci Ödülleri projesi, içinde yaşadıkları topluma pozitif katkı sağlamayı başarmış genç sosyal girişimcileri tespit ederek, onlara destek olmayı amaçlıyor.  Aynı zamanda bilgi ve tecrübelerini birbiriyle paylaşan ve her yıl daha da büyüyen bir sosyal girişimciler ağı oluşturulması hedefleniyor. Bu yıl ödül alanlar ve projelerine bir bakalım.

Biryudumkitap
Alparslan Demir (25)

Biryudumkitap. her sabah e-posta kutunuza 5 dakikada okuyabileceğiniz hikaye ve roman pasajları gönderen bir sosyal girişim. Oluşturmayı başardığım yenilikçi ekonomik modelle hem Biryudumkitap milyonlarca e-posta göndermeyi başarıyor hem de sosyal fayda üretmeye büyüyerek devam ediyor. Türkiye’de bir günde kitaba ayrılan ortalama süreyi 1 dakikadan (2017) 5 dakikaya çıkarmayı hedefiyorum.

Demgoodcoffee
Ayşe Damla İşeri (27)

demgoodcoffee, toplumsal zıtlıklar arasında kahve aracılığı ile tematik diyalog alanları yaratan bir sosyal girişimdir. İlk temamız işitsel toplum ile işitme engelli ve sağır toplum arasında kanıksanmış acıma duygusunu yok etmek amacıyla alternatif ve keyi i tanışıklık anları yaratan; dil farkı farkındalığının ve algısının olgunlaştığı diyalog alanları oluşturmaktır. Kahve dükkanında yarattığımız planlı veya plansız karşılaşma anları ile her ay 1000+ diyalog alanında yeni sorunları keşfederek kahve dükkanın yarattığı iletişim ağının desteği ile yenilikçi ve sürdürülebilir yeni çözümler üretiyoruz.

Eylüller Dükkan
Elif Okur (25)

Gündelik hayatımızın bir parçası olan hediyeleşme kültürünün içindeki israfı insanlara farkettirmek ve hediye paketlerine sürdürülebilir bir özellik katmak üzere üç arkadaş 2016 yılında yola çıktık. Eylüller Dükkân ’ın mottosu: “emeğe sevgi”. Hediyeleri içleri kadar güzel paketlerle süsleyip sonra yırtmayalım, atmayalım, saklayalım ve tekrar kullanalım diyoruz. Öyleyse kabını hediyeye dahil ederek bazı metodlar sunuyoruz: Kumaşlar, kavanozlar, sepetler, kutular ve geri dönüşüm kağıtlar. Paketleme dışında, kadınların el emeği ürünlerine dükkânda yer vererek hem kadın istihdamına destek veriyoruz hem de müşterilerimize hediye ve sürdürülebilir paketleme hizmetini bir arada alabilecekleri bir dükkânda sunuyoruz. 

Yüztak
Feridun Bişar (27)

YÜZTAK, üniversite öğrencilerinin serbest vakitlerinde gelerek takı tasarımını öğrenebildikleri, daha sonra kendi tasarladıkları takıları satarak gelir elde edebildikleri keyi i bir Takı Tasarım Atölyesi’dir. Üniversite öğrencilerinin birçoğu okul hayatları süresince ek gelire ihtiyaç duyuyor. Ben de Van’da okuyan bir öğrenci olarak bu durumun yarattığı olumsuzlukları fazlasıyla yaşadım. Van’a özgü Gümüş Sanat İşlemeciliği ile sosyal girişimciliği birleştirip öğrencilerin bu kültürel değeri takılara işleyebilecekleri bir tasarım atölyesi kurulmasına öncülük ettim. Öğrenciler hem kentin kültürünü yansıtan bir sanatı öğreniyor, hem tasarladıkları takıların satışından gelir elde edebiliyor hem de keyi i bir ortamda sosyalleşme imkanı bulmuş oluyorlar.

Sokakta Sanat Var
Gencay Adıgüzel (25)

Sanat üretimlerinin herkes tarafından ulaşılabilir olmasını sağlamayı amaçlıyoruz. Toplumsal alanda sosyal ve kültürel gelişim için insanların kendi yaşantılarını amaçlı ve yöntemli olarak olumlu yönde değiştirme, dönüştürme, geliştirme ve yetkinleştirme sürecine katkı sağlamak amacıyla 15’den fazla sanat dalının bir arada kullanılmasıyla 7 yıldır kültür sanat festivali düzenliyoruz. Edirne ve İstanbul’da temsilcilikleri olan Sokakta Sanat Var Derneği 7 yılda başta Türkiye’nin en kapsamlı sanat festivali olmak üzere 70 etkinlik ve 1000 gönüllüyle on binlerce insana dokunarak onlara sanatı götürmeyi başarmıştır.

Scode
Kadir Can Kırkoyun (18)

Scode ile programlama öğrenme sürecinde gerçekleşen motivasyon eksikliğini çözmek ve kişilerin algoritmik düşünme yeteneğini kazanmasının yanında kendi ürünlerini de ortaya çıkarabilecek teknik bilgiye ulaşmalarını amaçlıyoruz. Scode ilgi alanlarına göre oluşturulmuş senaryolarla hem algoritma hem de programlama dili eğitimi sağlıyoruz. Örnek olarak öğrenci uzaya ilgi duyuyor ve uzay macerasıyla öğrenmek istiyorsa bu senaryoyu seçiyor. Devamında astronotun görevlerini, programlama kodlarıyla gerçekleştiriyor. Oyun oynayarak kendi oyununu yapmayı öğreniyor.

StationEar
Serkan Türkoğlu (26)

Telefon görüşmelerinde her bireyin ses ve hareketleri aynı anda takip edilemeyeceği için işitme engelliler telefon aramalarına entegre olma problemi yaşıyor. Yaşanan iletişim problemini ortadan kaldıran Stationear ile işitme engelli bireyler kolayca telefon görüşmesi yapabiliyorlar. Uygulamamız aracılığıyla gerçekleştirilen aramalarda aranılan kişinin sesi eş zamanlı olarak yazıya dönüştürülüyor ve engelli bireyler tarafından telefon klavyesi ile yazılanlar ise sesli olarak karşı tarafa iletiliyor. Böylece işitme engelliler ailelerine, doktorlarına, resmi kurumlara ve arkadaşlarına kolayca ulaşabiliyorlar.

Önemsiyoruz 
Gözde Şekercioğlu (29)

Önemsiyoruz, sivil toplum alanında fark ettiği bir ihtiyaca, özel sektör ve kamu  kurumlarının katılımcılığını teşvik ederek, ürün ve hizmet geliştiren bir organizasyondur. Önemsiyoruz, eğitim ve sosyal fırsatlara akranları ile eş erişimi olmayan 0-6 yaş aralığındaki çocuklar için çocuğun temel haklarından biri olan oyun ve oyuncağı araç olarak seçiyor. Geliştirdiğimiz oyuncakları, öğretici içerikler ile destekleyerek yetişkinleri sürece dahil ediyoruz. Çocukların kendini birey olarak algılamasını ve çevresi ile bağ kurmasını kolaylaştırmak için çocuk gelişim ve ürün tasarım alanındaki 20’den fazla profesyonelin uzmanlıklarını çocuk odağında birleştiriyoruz.

Anlatan Eller
Buse Pelin Baykan (23)

 Anlatan Eller, işitme engelli- sağır bireylere Türk İşaret Dili destekli eğitim veren sosyal girişimdir. Dünya Sağlık Örgütünün Şubat 2017 araştırmasına göre Türkiye’de 4 milyon işitme engelli-sağır birey bulunmaktadır. Duyan ve sağır toplum olarak farklı iletişim dillerine ve kültüre sahibiz. Bu konuda farkındalığı artırmak için ve eğitimde fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmak için, Türk İşaret Dili destekli eğitimler veriyoruz.


Sağlık Bahçesi

Oğuzcan Çaltılı (24)
Toprak verimliliğini, çevrenin korunmasını, gıda güvenliğini, ekonomik sürdürülebilirliği sağlamak için geleceğin ziraat mühendislerinden oluşan ekibimle organik tarım yapmaya başladık. En büyük amacımız ve motivasyonumuz sağlık, aile, iş, aş gibi kavramların eksikliğini en çok hisseden, toplumun desteğine en çok ihtiyacı olan insanlarla sosyal bütünleşme sağlamak. Sağlık Bahçesi’nden elde ettiğimiz mahsulleri şimdilik beş sosyal yardım kuruluşuna bağışlıyoruz.

 
 

 

 

 

 

 

No Comments Yet.

Yanıt yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir