Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

Kriz Bu Kapağın Altındadır!

Bu dönem iş dünyasının gündemindeki krizlerden geçilmiyor.
Pegasus’un Trabzon uçağı gelişmeleri soğumadan gündeme Efes Pilsen Boykotu çağrılarına neden olan Tuncay Özilhan’ın açıklamaları düştü!
Özilhan’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapmakta olduğu Anadolu Grubu bizim itibar yönetimi kapsamında titizlikle değerlendirdiğimiz ve adını “kurumsal yönetim ilkeleri” dediğimiz kavramları Türk iş dünyasına ilk taşıyanlardan.

Pegasus Krizi Nasıl Yönettiğini Anlatıyor…

“Hasan Yılmaz’ın Maaşı Neden Artırıldı” başlıklı bir blog yazısı yazmıştım. Pegasus Hava Yolları’na ait Ankara-Trabzon seferini yapan PC 8622 sefer sayılı Boeing 737-800 tipi yolcu uçağının pistten kayması ve denize 25 metre kala durması ile ilgili. Nasıl bir kriz yönetimi yapıldığını ele almıştım. Pegasus kendi taraflarında durumun nasıl yönetildiği ile ilgili beni bilgilendirdi.

Hasan Yılmaz’ın Maaşı Neden Artırıldı?

Evet merak ediyordum; Hasan Yılmaz’ın maaşı neden artırıldı? Eski maaşının ne olduğu ve ne kadar artırıldığı ile ilgili bir merakım yok! Aslında merakım Hasan Yılmaz ve maaşı  da değil! Merakım, Pegasus Hava Yolları’na ait Ankara-Trabzon seferini yapan PC 8622 sefer sayılı Boeing 737-800 tipi yolcu uçağının pistten kayması ve denize 25 metre kala durması ile ilgili nasıl bir kriz yönetimi yapıldığı ile ilgili…

Sosyal Girişimcilere Şapka Çıkarıyorum! (*)

(*) Yazı Brandmap dergisinin Aralık- Ocak sayısında yayımlanmıştır. Yayımlandığı biçimi ile buradan okuyabilirsiniz. BM 17-SK

Sosyal girişimcilik peşinde koşanların karşısında saygıyla eğiliyor ve şapka çıkarıyorum. Sorunlar içinde bocaladığımız dünyamızda “çözümün bir parçası olmak” meselesine kafayı takan sosyal girişimciler ceplerine koydukları “sosyal inovasyon” süreçleri ile mucizeler yaratıyorlar.

Şirin bir sahil kasabasından işleri yönetmek! (*)

Teknoloji mi bizi biz mi teknolojiyi yönetir olduk? Akıllı telefonumuzu “ofis” olarak kullanmaya başladığımız günlerden bu yana teknoloji bağımlılığı her tarafımızı kuşatmış durumda. Sabahın köründe kalkıp, karda kışta ofise gitmek zorunda değiliz…
Ne zaman varacağımızı bilmediğimiz bir trafik ortamında toplantıya yetişmek durumunda değiliz…
Yalnız başımıza kalıp bir konuyu derinlemesine düşünmek ihtiyacımızı o bitmeyen telefonların,

Melodi

Bir melodidir aslında içini ısıtan

Sözcüklerini anlar gibi yaptığın

Ama anlamadığın…

İçini ısıtan düşüncelere çevirisini yaptığın

Yakınlaştığın

Uzaklaştığın

Duygularını teslim ettiğin…

Bir melodidir aslında 

Aya, güneşe, ormana, göle sevdiklerine teslim ettiğin

Sözcüklerini anlamasalar bile

Notalarında buluşmalar yaşadıkları

İçini ısıtan düşüncelere katık ettiğin

Do re mi fa dır bölüp çarptığın

Fazlasını çöpe atmaya kıyamadığın

Yaşamın kıyısında seninle yolculuk yapmasına izin verdiğin

Halkla İlişkiler Yüksek Lisans Programı Olmalı!

Engineers Australia

Geçtiğimiz haftalarda İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığının ev sahipliğinde gerçekleştirilen “paydaş toplantısına” katıldım. Başka okullar yapıyor mu bilmiyorum ancak gerçekten son zamanlarda katıldığım en verimli ve kalite düzeyi yüksek bir organizasyondu. Öğretim üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının yetkilileri, medya mensupları, sektörün tüm dallarından temsilcilerinin oluşturduğu sayıca az ama nitelik olarak yüksek katılımlı bir toplantıydı.

Temel Aksoy’un Kitabı

Temel Aksoy’un uzun yıllardır beklediğim kitabı çıktı. “Efsaneler ve Gerçekler”; “Pazarlama Nasıl Yapılır?” başlığı ile çıkan kitabı iki kez okudum. Ama üçüncü okumayı hak ediyor.

Kitap içeriğine yönelik ayrıntılı görüşlerimi aktaracağım ama; tasarım, görsellik, rahat okunabilme, referanslarla içeriği ilişkilendirme gibi genellikle ihmal edilen hususları dikkate aldığımızda birinci sınıf bir iş olarak değerlendirilebilir.

Sorumluluklarımızdan Sorumlu Olmak!

Kasım ayının ilk yarısında MediaCat tarafından düzenlenen Brand Week organizasyonundaydım. 9 Kasım Perşembe sabahı da “Sorumluluklarımızdan Sorumlu Olmak” başlıklı konuşmam ile katılımcıların karşısına çıktım. Oldukça kapsamlı olumlu tepkiler aldığım konuşmamı izleyemeyenler için burada paylaşmak istedim…

“İlk sürdürülebilirlik kartviziti”

Hayatımda üzerinde sürdürülebilirlik direktörü yazan ilk kartviziti 2001 yılında San Francisco’da düzenlenmiş olan uluslararası bir kongrenin kahve molasında küresel bir şirkette görev yapan meslektaşımdan aldım.