Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

Üniversitelerin kalitesi ya da kaliteli üniversiteler

Yeni bir öğrenim yılı daha başlıyor üniversitelerimizde. Bir sınav maratonun sonrasında üniversitelerimiz “iyi puan” almış öğrenci avındalar. Buzdolabı çamaşır makinası, margarin veya deterjan promosyonlarında olduğu gibi;
Kendilerini seçkin öğrencilere beğendirebilmek için;
Aylardır kılı kırk yaran kampanya programlarını hayata geçirdiler!
Kimisi diz üstü bilgisayar veriyor, kimisi i-pad!
Burslar zaten veriliyordu, cep harçlıkları yarıışı bir kaç yıl önce başlamıştı…
Ailelere parasal yardımlara geçen yıl tanık olduk.
Herhalde odun, kömür yardımları sırada!

teknikweb.net

Üniversitelerimiz “Vakıfların” ya da devletin. Farketmez… Hepsi bu rekabetin içinde öğrenci alıyor!
Öğrenciler “bilimle” tanışacaklar…
İlk tanışmaların çerçevesi fakültelerin merdivenlerinde bu yukarıda saydıklarımızla…
Ortada bir yarış var.
Anlamı, içeriği, kapsamı tartışılır bir yarış!
Yarışın “kazananı” yok. Kaybedeni ise “çok”…
Daha da tuhafı, tüm üniversitelerin ortak şikayeti olmasına karşın sorunun çözümüne yanaşan yok!

“Bu yarış üniversitelerimizi kaliteli yapar mı?” diye soran yok!
Her yıl en yüksek puanı alan bin öğrenciden kaçının kaydını yaptıklarına dayalı bir yarışın “bilimselliği” olur mu?
Üniversitelerimizin kalitesini böyle bir kriter belirleyebilir mi?
Bilim üreten kurumlar kendilerine böyle bir yarışı yakıştırabilirler mi?
Bilim üretmenin önceliği bilimi öğretecek kadrolara yatırım yapmaktır. Bu kadroların yapacağı bilimsel çalışmalar, üretecekleri bilimsel makaleler ve diğer uluslararası platformlarda geçerli olan üretimler üniversitelerin kalitesi ile içiçedir. Üniversitelerin itibarı, uluslararası kabul ve saygı gören markalaşmış nitelikli öğretim kadroları ve bunların bilimsel üretimleridir. Bu özelliği olan üniversitelerde okuyan öğrencilerin yaşamla ilgili kazançları da bu nitelikli kadroların yanıbaşında ders yapmaları değil midir?

bumefaxa.comli.com

Elbette bir “yarış” olmalı…
Elbette bu yarışın kazananları ve kaybedenleri olmalı.
Ama hepsinden önemlisi “yarışın bir anlamı” olmalı!
Topluma, dünyaya, insanlığa katkısı olmalı…

Şöyle bir ölçek ile değerlendiriyor olsaydık üniversitelerimizin kalitesi ile ilgili daha mı farklı bir gündemimiz olurdu acaba?
• Öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı
• Öğretim üyesinin bir öğrenim dönemi boyunca her bir öğrencisine ayırdığı zaman
• Öğretim üyelerinin/görevlilerinin kendi branşlarında yurt dışındaki gelişmeleri izlemesi ile ilgili verilen maddi destek
• Öğretim üyelerinin/görevlilerinin aldığı mukayeseli yıllık ücret
• Öğretim üyelerinin/görevlilerinin kişisel gelişimleri için ayrılan bütçe
• Öğrenci memnuniyet endeksi
• Öğrenci şikayetlerinin çözüm/tatmin oranı
• Mezun ettiği öğrencilerdeki nitelikli istihdam oranı
• Ne oranda kurumsallaştıkları
• Sahip oldukları özerklik (!)
• Öğretim üyelerine ve öğrencilerine sağladığı uygun çağdaş, fiziksel koşullar
• Öğrenim dönemi boyunca öğretim üyeleri ve öğrencilere derslerden bağımsız sağlanan “nitelikli” sosyal ve kültürel ortamlar
• Mezunlar derneğinin üniversitenin kalitesi için yaptığı çalışmalarla ilgili performansı
• Bu saydıklarımız ve benzer kriterlerle değerlendirilen dünya üniversiteleri arasında kaçıncı olunduğu

Herkes için iyi bir öğretim yılı olsun…