HBR Türkiye: Herkes Karbon Ayak İzinin Peşinde; Ahlak Ayak İzinden Söz Eden yok!

HBR Türkiye Temmuz 2023 sayısında son kitabım Gezegeni ve Ahlâkı Tükettik Gelmez Yola Gidiyoruz ile ilgili bir söyleşi yaptı benimle. Begüm Tunç’un kaleme aldığı söyleşiyi;

https://hbrturkiye.com/dergi/hayatimiz-is-salim-kadibesegil

bağlantısından okuyabilirsiniz.

120 JulAug23 LW Kadibesegil

İş Hayatında Hikayeleştirme

İş hayatında hikayeleştirmeler ile ilgili PodCast yayınları payan Sevgili Sinan Sülün ile bir söyleşi yaptık. Programın tanıtımında Sinan Sülün şu cümlelere yer verdi: İş Hayatında Hikayeleştirme’nin bu bölümünde konuğum Türkiye’de “İtibar Yönetimi” denilince akla gelen ilk isim Salim Kadıbeşegil. Basın Ataşe Yardımcılığı’ndan itibar yönetimi danışmanlığına uzanan yolculuğunu, Çetin Altan’la, İlhan İrem’le,

Algılar Gerçektir Ancak Gerçekler Gerçekten Gerçek Midir? (Dezenformasyon)

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi 15 milyonluk bir nüfusu doğrudan etkiledi. Türkiye, tarihinin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadı. Bu tür krizlerin içinde “algı ve iletişim yetersizliğinden” başka krizler doğması doğaldır. Tüm nüfus bir anda depremde zarar görenlerin yarasına derman olabilmek için kolları sıvadı. İrili ufaklı onlarca yardım kampanyası zamana karşı yarış içinde devreye girdi.

Nerede yanılıyoruz, neyi atlıyoruz?

Değişim ve dönüşüm her alanı olduğu gibi itibar yönetimi ile ilgili bildiğimiz doğruları da etkiliyor. Yakın geçmişe dair doğru bildiklerimiz bugün raf ömrünü tüketmek üzere! Bunun çok basit bir nedeni var; itibar kültür ve değerler üzerine yönetilmek üzere kurgulanmış “tılsımlı” bir sözcük. Yakın geçmişin değerlerinin yerini başka “doğrulara” bırakmakta olduğunu görüyoruz. Örneğin iklim krizi meselesi geleceğimizle ilgili bugünkü kadar endişe verici değildi.

Hesap Verebilirlik bir “Özgüven” meselesi!

6 Şubat 2023’de Kahraman Maraş merkezli yaşadığımız iki büyük deprem hesap verebilirlik iletişiminin ne kadar önemli ve öncelikli olduğunu da ortaya çıkardı. Kamu kurumları, sivil toplum ve özel şirketlerin böylesine büyük bir doğal afet karşısındaki performansı toplum tarafından en az depremlerin büyüklüğü kadar etkin bir şekilde sorgulandı.

Bu doğal  afeti yaşamamış olsaydık bile hesap verebilirlik iletişimi itibar yönetiminin baş ucundaki konular arasındaydı.

Başarı kriterlerinin metrikleri değişmeli

Sürdürülebilirlik kavramını maalesef çok geç keşfettik.  Günümüzdeki içeriği 1970’lerde de keşfedebilirdik. Beceremedik. Kulak asmadık. Hatta, bugün sürdürülebilirlik kavramının ortaya çıkmasının başlangıcı kabul edilen 1987 Brundland Raporundan bile habersiz sürdürülebilirlik stratejileri yönetmeye çalışıyor şirketler. Milat tabii ki Birleşmiş Milletler’in 1992 yılında gerçekleştirdiği RİO Konferansı.  Bugün samimiyetle sürdürülebilirlik politikaları yapmaya çalışan şirketlerin öncelikle o konferansta bir konuşma yapan 11 yaşındaki Everyn Suzuki’yi dinleyerek işe başlamalarını tavsiye ederim.

Paydaş iletişim araştırmaları yol haritasıdır

İtibar yönetiminin en önemli girdisi paydaş araştırmalardır. Bu araştırmaların tasarımı ne kadar objektif, ne kadar kapsayıcı ve ne kadar tutarlı olur ise şirketlerin itibarlarını yönetmekle ilgili alacakları kararlar o oranda isabetli olur. Bu nedenle itibar yönetiminin ilk adımı kapsamlı bir paydaş haritasına sahip olmaktır.

Paydaş araştırmaları mutlaka hem iç paydaşları hem dış paydaşları hem de etkileyici paylaş olarak tanımladığımız kanaat önderlerini çok detaylı olarak kapsamalıdır.

Kurumsal değerler şaklabanlığı itibar soytarılığına nasıl dönüşür!

 

Çok uzun yıllar dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan Johnson & Johnson’un itibarının nereden geldiğini merak etmiş ve yeri ve zamanı geldiğinde araştırmalarımı kaleme aldığım yazılarıma bu şirketin “kurumsal değerlerinden” övgü ile söz etmiştim.

Kriz yönetimi dünyasının beylik örnek olaylarından biri olan ve Johnson & Johnson’un pazar lideri ilaçlarından biri olan Tylenol’un başına gelenler sırasında ABD’de idim ve gelişmeleri günü gününe takip etmiştim.