Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

Liderlik “geyikleri”… Herhangi birisi değil “biri” olun!

BrandMap Eylül 2019 yazım liderlik üzerine idi. yazının yayımlanmış halini BM31-SK tıklayarak okuyabilirsiniz.

 

Pazarlama ve iş dünyasının tabuları arasındaki “geyikler” hayatımızın içinde önemli bir rol oynar. Amazon’daki iş kitaplarının başlıklarına göz atarsak “akıl payını” liderlikle ilgili olanların aldığını görürüz. Herkesin gönlünde kendine göre “liderlik” karakteri olduğundan hareketle olsa gerek “akşamdan sabaha lider olunabileceği” izlenimi veren bu kitapların içinde tabii ki doğrular da var. “Zor zamanlarda liderlik, Liderliğin 21 kuralı, Pozitif liderliğin gücü, Değişim ve Liderlik, Liderliğe uzanan yolun stratejik adımları, Geleceğin liderliği,  Liderliğin 9 değişik tipi, Liderlik sanatı” gibi başlıklar ilk göz attığınızda gözünüze çarpanlar olacak.

Peter Drucker

Liderlikle ilgili bir şey konuşulacaksa sanırım ilk ve son sözü Peter Drucker’a vermek gerek. “İşi doğru yapan liderler mi, doğru işi yapan liderler mi” meselesi ile son noktayı koyan Drucker’a kulak verilmiş olsaydı her halde bugün; gelir dağılımının daha adaletli olduğu, iklim değişikliğinden pek de söz edilmeyen, su-açlık-kuraklık gibi insanın geleceğini körelten gündeme uzak, salgın hastalıkların nadiren ortaya çıktığı bir dünyaya daha yakın bir yerlerde olabilirdik. Bu ütopya; siyasetin, paranın, işin ve toplumsal yaşamın dinamiklerini tetikleyen köşe başlarında “doğru işi” yapan liderlerin varlığı ile söz konusu olabilirdi.

Ama olmadı. Olamadı…

Drucker, 1950’li yıllarda iş dünyasını uyarıyordu. “Sadece para kazanmaya odaklanmayın. Toplumla aranızdaki mesafeyi açarsınız. Toplumun ihtiyaç ve beklentilerini de dikkate alarak işlerinizi yönetin. İçinde yaşadığınız topluma karşı sorumluluklarınız var” diye uyarılarda bulunduğunda kimse bu ifadeleri dikkate almadı.

Sonuç ortada…

Gezegenimiz yatalak bir hastaya dönüştü. Yenileyemediği doğal kaynakları ile son nefesini vereceği zamana kadar gün sayıyor gibi.

Peter Drucker’ın her sabah kendimizi sorgulamak için kulağımıza küpe yaptığı “doğru işi yapmakmeselesi liderliğin özünü oluşturmakta. İşleri doğru yapmak için bir sıfata da ihtiyacımız yok! Yani bir zaman sonra genel müdür olduğumuzda buna bakarız gibi bir mantık burada geçerli olamaz.

Liderlik “RÜTBE” ile Gelmez!

Bir zamanlar uluslararası ilaç şirketlerinden birine danışmanlık verdiğimiz dönemde “sürdürülebilirlik” kavramını içselleştirmeye çalışırken ekolojik çevre ile ilgili ana performans alanlarının sahipliğini o şirkette idari işler şefi olarak çalışan bir arkadaşımız üstlenmişti. İçindeki yetenekleri ortaya koyduğu performans ile ilişkilendirdiğinde karşımızda arkasında sağlam duracağımız bir lider çıkmıştı. Çünkü işi doğru değil, “doğru işi” yapıyor ve ödün vermiyordu!

Liderler aslında işleri değil “duyguları” yönetir. Çünkü yönettikleri bu duyguların her biri “birer öyküdür”.  Liderlikten geriye bu öyküler kalır. Yapılan işlere, başarılara bu öyküler yapıştırılır.

Ray Anderson ve “Sıfır Karbon Ayak İzi”

Dünyanın en zengin insanlarından biri olan Warren Buffet’in yatırımcılar dünyasına verdiği teknik akıldan çok kendi arabasını kendi kullandığı, israftan nasıl kaçındığı anlatılır. Bill Gates’in Microsoft’la başardıklarından çok okuduğu kitaplar gündemdedir. 1990’ların başında kimsenin karbon ayak izinden söz etmediği dönemlerde halı üreticisi şirketinin 2020 hedefini “sıfır karbon ayak izi” olarak tanımlayan Ray Anderson bir başka köşede oturur.

Nelson Mandela’nın ırk ayrımcılığına son vermeyi hedeflediği Rugby dünya kupasına uzanan süreçteki rolü aklımızın bir köşesindedir. Gandi’nin İngiliz emperyalizmine karşı tuz işletmelerini sahiplenmesi direnişinin hemen yanı başında kendi dokuma tezgahında giysilerini dokuduğu dip not olarak düşülür. Urugay’a devlet başkanı olan Jose Mujica Perez Cortado’nun makam aracı yerine külüstür tosbağası ve başkanlık maaşını sivil toplum kuruluşlarına bağışlaması konuşulur.  İşte bu gibi örneklerin onlarcasını yaşamına sığdırmış olan Mustafa Kemal Atatürk’e hala yaklaşabilmiş pek fazla lider yoktur.

Çünkü bu öykülerin arkasında duygular vardır. Bu duygular değerlerimizle evlidir. Gün gelir davranışlarımızın ve kararlarımızın odak noktası oluverirler.

“Beşinci Basamak Liderlik”

Hepimizin hayatına bir yerlerde mutlaka dokunmuş olan Jim Collins’in Peter Drucker’ın izinden giderek somutlaştırdığı “İyiden Mükemmel Şirkete” (Good to Great) kitabında 5. Basamak liderlik meselesini ortaya koyması, aklının ucundan “lider” olmayı geçirenlerin ilk başvuru kaynağı olmalıdır. Ayşegül Güngör’ün “kariyeryolum.com” da özetlediği bu bölümden bir alıntı yapalım.

  • Alçakgönüllülük: Kendilerinden söz edilmesinden fazla hoşlanmaz, sadece görevlerini yaptıklarını söylerler.
  • İrade, tereddütsüz kararlılık: Doğru olduğunu düşündükleri kararları tereddütsüz alırlar ve uygulamak için yüksek irade gösterirler.
  • Gelecek için halef yetiştirme: Uzun vadeli hedefleri vardır ve şirketin kendilerinden sonraki dönemi için başarılı olabilecek haleflerini seçer, onları ve şirket sistemini kendilerinden sonra da mükemmel olmaları için hazırlarlar.
  • Başarıyı başkalarına bırakma, başarısızlığı sahiplenme: Başarıları sorulduğunda mükemmel meslektaşlara, seleflere ve haleflere sahip oldukları için ne kadar şanslı olduklarını söylerler, kendilerinden çok başarıyı onlara bağlarlar. Ama şirkette işler kötüye gittiğinde aynaya bakarlar ve asla kötü şansı ve etraflarını suçlamazlar. Kısacası kararlarının sorumluluğunu üstlenirler.

Beşinci Seviye liderler paradokslarla (çelişkilerle) doludur: Bir tarafta alçakgönüllülük ve tevazu, diğer tarafta ile onları iktidara taşıyan kararlılık ve hırs.

 Peki bu liderler nasıl çalışıyor, nasıl düşünüyorlar? Diğer liderlerden farkları ne?

Bu liderler işe insan ile başlıyorlar. Doğru kişileri işe alıyorlar. Vizyon, strateji, yön vs birlikte belirliyorlar. Önce doğru insanları otobüse doldurur, sonra nereye yolculuk edeceklerine karar verirler… 5. Seviye liderler acı gerçekleri kabul ederler; aynı zamanda soruna çözüm bulacakları inancını yitirmezler.

Kirpi gibi basit düşünebilme özelliğine sahipler. Dönüşümün tek hamlede gerçekleşmeyeceğini bilirler. Teknolojisi verimli kullanır ve en son teknolojilere bilmeden yatırım yapmazlar ama Kirpi teorisini hayata geçirecek teknolojiyi bulurlar.

 Hiyerarşi olmadan yönettikleri şirketlerde disiplinin kendiliğinden oluşmasını sağlarlar. Bürokrasi olmadan disiplinli düşünme; gereksiz kontrollerden arınmış disiplinli çalışma ortamı sağlamayı temel hedefleri olarak belirlerler.

Bir Çift Yürek

Liderlik dünyası fırsatlar ve sorumluluklar dünyasıdır. Marangoz da olsak, tesisatçı da, CEO da… Durum değişmiyor. Her birinin içinde görmek istiyorsak fırsatlar vardır. Ancak bunlar birer “sorumluluk” paketi ile gelir. Kötü haber şu; bu sorumlulukları başkaları üstlenmek istemez! Ama liderler bundan kaçınmaz. Çünkü onlar birer “pusuladır”. Almış oldukları sorumluluklar Marlo Morgan’ın “Bir çift Yürek” kitabında yer verdiği Aborjinlerin her gün bir başka kabile üyesinin arkasına düştükleri koşulsuz itaat ve takibin sonuçları ile ilişkilidir.

“Herhangi Biri Değil ‘biri’ Ol”

Yönetim gurularından Jim Rohn liderleri “ebeveynlere” benzetir. Çocuklarının üzerinde titreyen, onları her türlü olumsuzluğun içinden doğru kararlarla çıkmalarını sağlayabilecek akılları veren, yeri geldiğinde ellerini tutan ebeveynler…

Jim Rohn, Abraham Lincoln’a atfedilen bir öyküyü de liderlik başlığı altında bize aktarıyor. Annesi ölmek üzere iken yanı başındaki Lincoln’a “Abe, herhangi birisi değil ‘biri’ ol” der.

Jim Rohn’un liderlikle ilgili kapsamlı paylaşımlarının başlıkları etrafında dolaşırsak;

Nezaketli olun ancak bu zayıflık olarak yansımasın

Cesaretli olun ancak bu salaklık olarak algılanmasın

Tevazu gösterin ancak ürkek ve çekingen olduğunuzu göstermesin

Düşünceli ve anlayışlı olun ama tembel olduğunuz fikrine kapılmasınlar

Gururlanın ama kibirle karıştırmasınlar

Mizah bir parçanız olsun ama ahmaklık yerine geçmesin

Kısacası yaşamın içinde herhangi birisi değil “biri” olun.

Henüz yorum yok.

Ne düşünüyorsun?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir