Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

Barışın, hoşgörünün, adaletin harcı: Toplumsal cinsiyet eşitliği

 

Oksijen gazetesindeki şu haber toplumsal cinsiyet eşitliği ile ülke itibarı arasındaki ilişkiyi anlamlandırmak bakımından önemli görülebilir:[1]

“Yeni Zelanda tarihinde ilk kez hükümet kabinesinde cinsiyet eşitliğine ulaştı. Ülke 2020 yılında eski başbakan Jacinda Ardern yönetiminde kadınMāori ve LBGTQ+ üye sayılarını önemli ölçüde arttırarak şimdiye kadarki en çeşitliliğe sahip parlamentosunu seçmişti. Şimdi de en önemli politika, yasama ve harcama kararlarından sorumlu üst düzey bakanlar kurulu olan kabinenin karar alma masasında cinsiyet eşitliği sağlandı”.

Günümüzün yükselen değerlerinin başında gelen toplumsal cinsiyet eşitliğinin gündemde bu kadar ağırlıklı yer tutması sadece kadınların ekonomik ve sosyal güvencelerinin sağlanması ile ilişkili olmadığını hepimiz biliyoruz. Temel mesele; eşit, adil ve etik toplumsal yapıya giden süreçte kadınların gündemi daha belirleyici yönetiyor olmaları. Yakın geçmişteki siyaset gündemine baktığımızda özellikle İskandinav ülkelerinde kadın siyasetçilerin yasama ve yürütmenin hemen her alanında çok net kazanımlarla toplumsal desteği arkalarına almaları şüphesiz temsil ettikleri ülkelerin itibar puanlarına da etki ediyor. Aynı gözlemler yönetim kadrolarında kadınların sayılarını “kontenjan-kota” zorunluluğu gözetmeden dolduran şirketler için geçerli.

 

Türkiye İstanbul Sözleşmesinin altına imza koyan ilk ülke olma sıfatıyla uluslararası arenada önemli bir itibar puanı kazanmıştı. İmzasını geri çektikten sonraki itibar kaybını şirketlerin “biz kendi İstanbul Sözleşmemizi yapabiliriz” uygulamaları da kurtarmaya yetmedi.

Gündemi her kelimesine katıldığımız ABD eski Başkanı Barak Obama’nın Avustralya’da yaptığı konuşmadan yaptığımız alıntı ile bağlayalım:[2]

“Dünya üzerindeki her ülkenin sadece iki yıllığına kadınlar tarafından yönetildiği bir deney yapabilseydik, dünyanın daha iyi bir yöne gideceğinden eminim”.

[1] OKSİJEN, 11.04.2023

[2] OKSİJEN, 06.04.2023

(*) Business Life Mart 2024 sayısı için yazılmıştır.

Henüz yorum yok.

Ne düşünüyorsun?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir