Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

Siyasette ve adalette itibar arayışı!

Siyaset ve adalet kurumları “itibar yönetimi” yapıyor olsalardı hayatımız acaba ne kadar farklı olurdu?
Yani itibar yönetiminin ana girdileri olan;adil olmak,  açıklık, şeffaflık, sorumluluk ve hesap verebilirlikle işler yönetilebilseydi!
indir (1)Rüşvet, yolsuzluk bataklığına saplanmış bir ülke konumunda oluşumuz sadece bugüne özgün bir gündem değil.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü yolsuzlukla mücadelede İskandinav ülkelerinin 89 puanla listenin üst sıralarında olduğunu açıklarken Türkiye 177 ülke arasında 53. sırada yer alıyor.
Gelişmiş ülkeler “nasıl daha şeffaf oluruz” sorusuna cevap ararken…
Türkiye Sayıştay raporlarının nasıl arkasından dolanırızla uğraşıyor…
Veya Google’dan Devletin işine gelmeyen içeriklerin çıkartılması için “ricacı” oluyor!

Adalete yani hak ve hukuk dağıtan kurumların itibarı ise kendi uygulamalarından kaynaklanıyor.
Bir itibar sorunları olduğunu düşünüyorlarsa…
Dışarılarda aramasınlar bu sorunun kaynağını.
Baklava çaldıkları için yedi yıl hapis yatan çocuklardır vicdanlarda yer eden!
Gezi olayları sırasında yitirilen 20’li yaşlardaki gencecik fidanların faillerinin vicdanlardan kaçırılma uygulamalarıdır adaletin itibarına gölge düşüren!
Hele bir de toplumla olması gerektiği zamanda, olması gereken sözcülerle, olması gereken ve tatminkar içerikle iletişim kurmuyorlarsa…
Yapılan araştırmalar bu kurumlara olan güvenin yüzde 55’lere gerilediğini gösteriyor. Doğal olarak her iki kişiden neredeyse biri…
Güvenmiyor adaleti temsil eden kurumlara…
Bu memlekette yargıçlar var diyemiyor göğsünü gere gere…
Böyle olunca da;
Güvenini kaybetmiş bir kurumun itibarı olmuyor, olamıyor…
Olamadığı için de demokrasinin çarkı gereği gibi dönmüyor!
Başta siyaset ve adalet kurumları nasıl daha “itibarlı” olabilirizi gündem yapmak yerine, birilerini  “itibarsızlaştırma” nın kendi “başarı” hanelerine sayı yazacağını düşündüklerinde;
Yolsuzluklar da olur…
Ayakkabı kutuları rüşvet paraları ile doldurulur…
Bakanların oğulları da bu işlere alet olur…
Bankaların Genel Müdürleri de bu işlerden rol çalar…
Ülkemiz de dünyanın “maskarası” olur!

 

Henüz yorum yok.

Ne düşünüyorsun?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir