Stratejik İletişim Yönetimi alanında akademik ve profesyonel birikimi ve yüksek referansları bulunan Salim Kadıbeşegil, Kurumsal İtibar Yönetimi kavramının ülkemizde tanınması ve yer etmesine öncülük etti.
Kariyeri
Ege Üniversitesi Basın Yayın ve Yüksekokulu’ndan 1977 yılında mezun oldu. 1975 yılında İzmir’de gazetecilik ile çalışma yaşamına başladı. 1979-1982 yılları arasında Washington’da Basın Ataşe Yardımcılığı görevinde bulundu.
1990 yılında ORSA Stratejik İletişim Danışmanlığı’nı kurdu. Ayrıca, RepMan İtibar Araştırmaları Merkezi’nin kurucusudur ve kurucu başkanlık görevini sürdürmektedir. Salim Kadıbeşegil, aynı zamanda İzmir Halkla İlişkiler Derneği’nin kurucusudur (1986) ve üç dönem boyunca Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştır.
Kadıbeşegil, Uluslararası İletişim Danışmanları Derneği (ICCO)‘nun Türkiye temsilciliğini üstlenmiş, sektördeki ilk bağımsız denetim uygulamalarını başlatma sürecine öncülük etmiştir. ICCO Yönetim Kurulunda 6 yıl boyunca Türkiye’yi temsil etmiştir. Türkiye’de itibar yönetimi konusunda yapılan ilk projelerden biri olan Koç Topluluğu Stratejik İletişim Modeli KOÇSİM’de yer alarak bu alana giriş yapmıştır. (1998) Ayrıca, Reputation Institute’nun (şimdi RepTrak) Türkiye temsilciliğini 2001-2011 yılları arasında yürütmüştür. Merkezi İsviçre’de bulunan INBREC’in (Uluslararası Marka ve İtibar Topluluğu) Danışma Kurulu üyesidir. Brand Finance’in Londra’daki yıllık genel kurulunda konuk konuşmacısı olmuştur. (2011)
İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi gibi prestijli üniversitelerde sertifika programları, yüksek lisans ve kurumsal iletişim dersleri vermekte olan Kadıbeşegil, ayrıca TEDx İzmir gibi etkinliklerde konuşmalar yapmaktadır. Yazıları ve kitaplarına 600’den fazla bilimsel çalışmada atıfta bulunuldu. Speaker Agency konuşmacıları arasındadır. 25 yılı aşkın bir süre Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme hareketini aktif olarak desteklemiştir.
www.salimkadibesegil.com daki blog yazıları referans olarak gösterilmektedir.
Kitapları ve Yayınları
Türkçe Kitaplar:
- 1986: Halkla İlişkilerde Temel İlkeler (Tükelmat)
- 1992: Halkla İlişkiler Reçeteleri (Tükelmat)
- 1997: Halkla İlişkilere Nereden Başlamalı? (MediaCat)
- 2002: Kriz Geliyorum Der (MediaCat)
- 2006: İtibar Yönetimi (MediaCat)
- 2009: Şimdi Stratejik İletişim Zamanı (MediaCat)
- 2012: Oyun Bitti (Optimist)
- 2015: Ya Kuşlar Rüzgâr Güllerine Çarparsa! (e-kitap)
- 2016: İtibar Yönetimi, Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi, Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu Ders Kitabı
- 2019: Patronlar, CEO’lar ve Üst Düzey Yöneticiler için KURUMSAL DERSLER (Cinius Yayınları)
- 2023: Ahlâkı ve Gezegeni Tükettik Gelmez Yola Gidiyoruz (Cinius Yayınları)
- 2024: Yaşamda Ya İz Ya Da İs Bırakırsınız (Cinius Yayınları)
- 2025: St. Michel’de İnsanlığın Gelecek Arayışı (e-kitap)
İngilizce Kitap:
- 2025: Conscience Foot Print, “Leave a Meaningful Mark” (Cinius Yayınları)
Özel makaleler
Uluslararası PR Dünyası Kalite Çıtasını Nasıl Yükseltti?
Türkiye’de iletişim danışmanları ajanslarının uluslararası standartlarla tanışması (1999)
Başarılı bir “Başarısızlık” öyküsü. PRNET
Türkiye’nin medya ölçümlemesi ve uluslararası standartlarda raporlama vizyonu ile tanışması (1998)
Türkiye’nin ilk itibar yönetimi modeli: KOÇSİM
Türkiye’nin itibar yönetimi ile tanışmasına öncülük eden KOÇSİM projesi (1999)
Ödüller ve Onurlandırmalar
- Hall of Fame Ödülü –Şeref Kürsüsü – ICCO tarafından (2017)
- En İyi Yerli Fütürist Kitap – Fütüristler Derneği (2020) “Oyun Bitti”
- Toplumsal Farkındalık Ödülü – Türkiye İç Denetim Enstitüsü (2025)
- Rotary 2440 Bölge Meslekte Başatı Ödülü (2018)
Medya Katkıları
- Harvard Business Review’de söyleşileri ve makaleleri yer aldı.
- Hürriyet köşe yazarı Deniz Sipahi’nin yazılarında sıkça yer aldı.
- TEDx İzmir’deki konuşması, Yaşamda İz ya da İz Bırakırsınız başlığıyla dikkat çekti.
- Nilay Örnek’in Nasıl Olunur podcast’ine konuk oldu.
- Evrim Kuran’ın 3+3 podcast’ine katıldı.
- Yüzlerce farfara programına konuk oldu.
- BrandMap dergisinde düzenli yazıları yer alıyor.
- PR ATÖLYE dergisinde düzenli yazıları yer alıyor.
- BrandWeek 2017 konferansı “Sorumluluklarımızdan sorumlu olmak” konuşması dikkat çekti.
11 Ağustos 1954 tarihinde Ankara’da doğdu. Eşi Aysen ile 1978 yılında Ankara’da evlendi. kızı Pırıl 1983 yılında İzmir’de dünyaya geldi.
Youtube konuşmalarından
2022, Baltaş İş ve Psikoloji Salı Sohbetleri’nde konuğumuz Salim Kadıbeşegil
2021, Sürdürülebilir Sohbetler’de Salim Kadıbeşegil
2020, Özgür Baykut TV 35, ‘Koronavirüs ile ortaya çıkan durum kriz mi? Kaos mu?’ ‘Korona’dan Sonra Ne Olacak?
2020, Sürdürülebilirlik Gündemi’nin konuğu RepMan İtibar Araştırmaları Merkezi Kurucusu Salim Kadıbeşegil
2017, BrandWeek Sorumluluklarımızdan Sorumlu Olmak
2011, TKYD Uluslararası Konferansı 2011 Prof. Mervyn E. King ve Salim Kadıbeşegil
2012 Dijital İK Yaşamın İçinde Durduğunuz Yer Anlamlı mı?
2011 Brand Finance Londra Genel Kurul toplantısı
2010 Habertürk Yaşamın içinden Şirketlerin En Değerli Sermayesi İtibar
2010, Kalder Mükemmelliği Arayış Konferansı / İzmir
2010 Üç Tekerlekli Bisiklet / TKYD Uluslararası Konferansı
Konuşma konuları
Gelmez Yola Gidiyoruz
Gezegeni ve ahlakı tükettik. Bunun sonucunda iklim krizini kucağımızda bulduk. Peki şimdi ne yapacağız? Etik ve adil bir zeminin üzerinde “sorumlu iş yönetimi” yapabilir miyiz? Gezegenin kazananlar arasında olacağı iş modeline nasıl dönüşeceğiz. Yükselen değer hesap verebilirlik anlayışı bizi itibar ligine nasıl nasıl taşıyacak?
Küresel bireyler
Bilgi toplumu içimizdeki değerlerin yeşermesine neden oldu. On yıllardır baskı altında yüreklerimize gizlediğimiz ve her birimize ait değerler teknolojinin sundukları ile dünyanın dört bir tarafında yankılanmaya başladı. Başta, insan hakları, çevre kirlenmesi, adaletsizlik olmak üzere bir çok konuda evrensel bir platform oluştu. İşte bu platformu oluşturan “küresel bireyler” günümüzde hükümetlerden bile güçlü bir hale geldi.
Başarı için çalışanların memnuniyeti veya bağlılığı değil “mutluluğu” önemli
1990’lar “çalışan memnuniyeti” kavramı ile tanıştığımız yıllar olarak iş dünyası tarihine geçti. 2000’lerin başında memnuniyetin değil “bağlılığın” daha önemli olduğunu gördük. Çalışan politikalarını bağlılık sonuçlarına uyarlamaya çalıştık. Ancak bununda yetersiz olduğu gerçeği bizi “çalışan mutluluğu” kavramına götürdü. Günümüzün başarılı şirketleri çalışan mutluluğunu önemseyen ve hayata geçirenler olarak karşımıza çıkıyor.
İtibar yönetimi çalışan motivasyonunu tetikler
Çalışanların motivasyonu “bir” numaralı sorun. Ekip çalışmasını “neler” tetikliyor konusuna kafa yoruyoruz, aslında çözümler de üretiyoruz ama saman alevi gibi birkaç gün sonra hepsi uçup gidiyor. Oysa ki “itibar yönetimi” uzun soluklu ama kalıcı bir tercih. Çünkü şirketlerin olduğu kadar çalışanların da kariyerlerinin bir parçası. O zaman itibar yönetimini çalışanlara nasıl indirgeyeceğiz?
Dokuz Adımda İtibar Yönetimi
Kritik soru şu; itibarımızı yönetmekten daha önemli bir işimiz var mı? Tüketicilerin/müşterilerin sadakati, referansları, nitelikli çalışanların adresi, bireysel ve kurumsal yatırımcıların tercihi gibi iş sonuçlarını sürdürülebilir kapsamda elde etmek pek de ulaşılmaz bir hedef değil. Topu topu dokuz aşamalı bir süreç yönetimi…
İtibar yönetiminin dijital halleri
Sosyal medya fenomeni bir anda itibarı delik deşik edebiliyor. Türkiye’den ve dünyadan canlı örnekler her an bizim da iş dünyası tarihine “itibar lekesi” ile geçmemize neden olabilir. Kasıtlı saldırılar, rakiplerin fırsatları değerlendirmesi gibi boşluklar sosyal medyadan üzerimize sıçrayabilir. Nasıl korunacağız, ne yapacağız?
Şirketler itibar risklerinin ne kadar farkında?
Riskler sadece finansal içerikte mi olmalı? İş dünyasının içindeysek her tarafımız risk dolu ama bunların önemli bir kısmı “itibar riski”… Nasıl ayırt edeceğiz, nasıl tanımlayacağız ve en önemlisi itibar risklerimizi ortadan kaldırmak için neler yapacağız?
Sürdürülebilirlik stratejilerini çalışanlara indirgemek
Gelecek kuşaklara yaşanabilir dünya bırakmak hepimizin ortak arzusu. Ancak bugünün gereksinimlerini karşılarken bunu nasıl yapacağız? Bir yandan iklim değişikliğinin şirketler üzerinde yarattığı baskı, diğer yandan sivil toplumun ve regulasyonların talepleri sürdürülebilirlik meselesine farklı bir yaklaşımı gerektirmiyor mu?
Tek kimlikli dünyada çok kimlikli yaşamak
Hepimizin dünyanın “her hangi” bir yerinde “her hangi” bir insan olarak dünyaya geliyoruz. Deri rengimiz beyaz, sarı veya siyah olabilir. Zaman yolculuğu içinde içinde bulunduğumuz kültür karmaşasında din, dil, ırk başta olmak üzere başka kimliklerle evleniyoruz. Öyle si “insan” olarak dünyaya geldiğimizi bile unutuyoruz. Peki; nasıl insan kimliğimizle tekrar buluşacağız?
Yaşamda ya İZ bırakırsınız ya da İS
İz bırakabilmek için çok büyük şeyler yapmaya kalkışmak gerekmiyor. Çok büyük paralar harcamak da anlamsız. İz bırakanların ortak özellikleri var. Bunlar neler mi?
* Çatışmalara değil mutluluğa odaklanırlar.
* Kopyalardan değil gerçek kültürlerden beslenirler.
* Bilgiyi, birikimi ve deneyimi karşılıksız paylaşırlar.
* Koşturmadan zamana yayarlar.
* Hedeflerle değil sonuçlarla yaşarlar.
* Yereli önemserler ancak küresel düşünürler.
* Dakikaları yaşam sanatına dönüştürürler.
* Adalet terazisinin bir kefesine insanı, diğerine doğayı koyarlar.
* Onların zenginliği, saygının içinde gizlidir.
Dünyanın en büyük şirketleri “varlık nedenlerini” neden değiştirdi?
2008’de finansal kriz ile Wall Street’in duvarları çatlamıştı.Aradan geçen zamanda duvarların onarılması bir yana dünya ekonomisi daha beter hale geldi. 2020’de ise dünyanın en büyük şirketlerini temsil eden Business Roundtable “şirketlerin varlık nedenini” değiştirerek kapitalizmin “resmen” sona erdiğini, yeni bir döneme “zorunlu” başlangıç yapıldığını duyurdular. Peki bundan sonra ne, nasıl olacak?
Protest Brands
Protest Brand’lar aynen marka gibi yönetilen bir kavram. Ortada bir “fikir” var. Bu fikirler genellikle toplumsal yaşamın duyarlılıklarının görmezden gelinmesi karşısında sokakta yürüyen herkesin ortak tepkisini dile getirmek ve yetkilileri harekete geçirmeye yönelik. Adalet, etik, şeffaflık, sorumluluk, hesap verilebilirlik ilkeleri marka özünü oluşturuyor. Fikrin odağındaki düşüncelerin oraya buraya çekiştirilmeden, bir görüşte, bir okuyuşta net bir şekilde anlaşılması için bir slogana veya bir görsele ya da her ikisine birden gereksinim duyuluyor. Bu fikrin temsil ettiği slogan ve görselin etrafında toplaşanlar da kendi aralarındaki dayanışmayı eylemle ilişkilendiriyorlar.






Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Bölümü için hazırlanmıştır.
İçeriği görmek için görsele tıklayınız
- Ücretsiz, indirebilirsiniz.