Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

Kariyer Genel Müdürlüğe uzanan yol değildir!

Bir yanılgı var iş hayatında…

Herkes “kariyer” peşinde ama bunun nasıl bir şey olduğu konusunda kafalar karışık! Tonlarca kitap var kariyer yolculuğu ile ilgili. Binlerce makale, seminer, eğitsel çalışma, örnek olay vs…  Tüm bunlara karşın nasıl oluyor da kafalar karışık anlamak mümkün değil… Aslında mümkün; çünkü özellikle orta düzey yöneticiler kariyeri bir şirketin genel müdürü olmaya uzanan bir yol olarak biçimlendiriyorlar.

Ne büyük yanılgı! Çeşitli şirketlerde genel müdürlük pozisyonunda çalışmış bir şekli ile oralardan ayrılmış “iş arayan”, hadi daha net söyleyelim “işsiz” bir dolu tanıdığım var! Madem bu kadar önemli kariyerlerinin en tepesinde “genel müdür” olmak neden arkası gelmiyor?

Üniversiteyi bitirmekte olan genç arkadaşlarımın öncelikli derdi “bir yere kapağı atabilmek”. Bunun için yüzlerce yere, içerikleri “tartışmalı” özgeçmişlerini gönderip “pazar değerlerini” ucuzlatıyorlar. Oysaki onlar “değerli”! En azından kendilerini ve özgeçmişlerini böyle görmeliler. İşsizliğin % 14’lerde dolaştığı gizli ve özellikle genç işsizlerin sayısının bunun iki misli hesaplandığı dönemde bu konuya böyle yaklaşılır mı?

“Biz sizinle çalışmak istiyoruz!”

Tartışalım.

Kariyer sürecinde en değerli yaklaşım itibarlı olduğu düşünülen bir şirketten “biz sizinle çalışılmak istiyoruz” teklifini almaktır. En azından kariyer yönetiminde hedef böyle olmalıdır. İşte genç arkadaşlarıma yapmaya çalıştığım temel yönlendirme bu hedefe yönelik; daha üniversitenin ilk yıllarından itibaren temel iş yetkinliklerinin yanı sıra kültürel, sosyal ve ilişkisel olarak kendinizi öyle zenginleştirin ki siz bir yere başvurmayın, “iş size gelsin”.

Keyword Suggestions

Bunu bir üçgen çizerek anlatmaya çabalıyorum. Üçgenin tepesinde “İş/şirket/sektör” var. Oraya bunları yazın diyorum. Sol alt köşe “özel hayatınız” olsun. Günün birinde yaşam boyu birliktelik yapacağınız insan aynı zamanda kariyerinizin bir parçası. Ama bence en önemlisi sağ alt köşe; burası sosyal çevre ve ilişkiler. Üçgenin ortası da kişinin kimlik, karakter ve değerleri.

Kariyer yolculuğunda zenginleşme

Benim görüşüme göre başarılı bir kariyer sağ alt köşenin etkin yönetilmesinden geçiyor! Çünkü burada kendi ilgi alanınıza giren sivil toplum kuruluşları ile çalışmalar, stajlar, yurt dışı deneyimler, gönüllülük faaliyetleri, kültürel etkinliklere katılım, entelektüel doyum ve daha sayabileceğimiz bir dolu uğraş var. Bu alanda gerçekleştirilecek “zenginleşme” kişinin doğrudan ilgi alanı içindeki başka kişi ve kuruluşlara kendini tanıtma fırsatı verir. Aldığı sorumluluklar, iş yapma biçimi, duygusal zekâsı, ilişkilerdeki tutarlılığı, özgüveni ve diğer özellikleri ancak sosyal çevre içindeki etkililik içinde ortaya çıkar.

Kariyer gelişimi konusunda başarılı bulduğum insanların bu formülü bilerek ya da bilmeyerek  iyi uyguladıklarını görüyorum. Çünkü kariyer bu üçgenin üç köşesindeki başarılı zaman yönetiminin bütünüdür.

Üçgenin sağ alt köşesine yoğunlaşanlar kendilerine doğru iş tekliflerinin geldiğini ya da arzu ettikleri iş görüşmelerine davet aldıklarını görecekler. Aradıkları işi bulsalar ve işlerine yoğun zaman ayırsalar bile kendilerine bu olanağı veren sosyal çevre içindeki görünürlüklerini bir kenara bırakmazlar. Çünkü bilirler ki yaşam yine orada şekillenmekte, kariyerleri için yeni fırsatlar ve oluşumlar oradaki ilişkilerin içinden doğmakta.

Hayal kırıklığı nerede?

Girişimcilik, iş kurma veya yeni iş alanlarının kokusunu alıp buralarda ana oyuncular arasına girebilmenin yolu da yine buradaki yoğunlaşmadan geliyor. Özellikle sosyal inovasyon alanındaki yeni iş ve girişimcilik fırsatları sosyal çevre içinde birbirlerini bütünlediklerini düşünen kişilerin ortak gelecek hayalleri ile şekilleniyor. Bugün dünyada bu konuda binlerce örnek varsa bu dayanışmanın eseri olarak ortaya çıkıyor.

Hiyerarşik basamakları birer birer yukarı tırmanmanın kariyer olduğunu sananlar sürekli bir “hayal kırıklığı” içindedir. Şirketin kendilerine karşı adil olmadığını, terfilerin ya da primlerde sıkıntı olduğundan şikayetleri hiç bitmez. Başarılarının takdir edilmediği, aynı koşullarda işe başladıkları diğer profesyonellerin kayrıldığı gibi bir serzeniş her zaman “almış oldukları iş sorumluluğunun” önünde gider.

MyParkingSign

Bunların işten ve işle ilgili şikayetlerinden başka konuşacak başka bir şeyleri de yoktur. Çünkü onlar bir an önce “genel müdür” olmaya odaklanmıştır!

Ve gün gelir “genel müdür” olamadan on yılları geride kalmıştır. Başka bir şeylere başlamak için de zaman çok geçtir!

Oysa üçgenin sağ alt köşesindekilerin sırtlarını güven içinde yaslayabilecekleri bir ilişkiler ağı, sosyal çevre ve en az iş kadar zaman ayırdıkları ilgi alanları vardır. Bu onların kültürel ve sosyal zenginliğidir ki temel yetkinliklerin üzerinde bir yıldız gibi parlar ve onları iş ortamında da ayrıcalıklı yapar.

Bu insanlar özel hayatları için olabilecek en “doğru” insanı da yine bu çevre içinden bulurlar. Çünkü aynı ilgi alanları ve aynı sosyal çevrede en azından asgari müştereklerde buluşulmuştur.

Üçgenin tepesindeki “iş” günün birinde onları “genel müdür” de yapabilir. Ama onlar bilir ki bu koltuk onları sağ alt köşedeki performanslarının bir armağanı olarak gelmiştir. Bu nedenle o koltuk bu konudaki duyarlılıkların arka plana atılmasına neden olmaz. Genel müdür olmanın getirdiği sorumluluklar hiçbir zaman üçgenin bütünündeki tüm sorumlulukların önünde değildir, o pozisyon adına kariyer dediğimiz yaşam tasarımının sadece bir parçasıdır.

Aidiyet duygusu nereye gitti?

Özellikle 1980’ler sonrasında “Y” kuşağı ile başlayan ardından “X” ve “Z” kuşakları ile devam eden kültürel değişim rüzgarlarının şirketlerde “aidiyet” sıkıntısı yarattığını biliyoruz. Bu kuşaklardan gelen çalışanların beklentilerini belki de fazlası ile karşılıyor olunmasına karşın hala neden “mutsuz” ve “aidiyet duygusu zayıf” olduklarını anlamakta güçlük çekiyorsak bu üçgene bakmamız gerekiyor. Çünkü onlar adını koyamasalar da böyle bir sanal üçgenin içinde yaşam tasarımı peşindeler.

GizBot

Pazar değerleri geleneksel General Motors, Exxon gibi şirketleri sollayan teknoloji şirketlerinin girişimcilerine ve çalışanlarına bakarsanız hepsinin ceplerinde üçgenlerle dolaştığını görürsünüz. Bu insanların cebindeki para birçok ülkeyi satın alabilecek büyüklükte olmasına karşın onların derdi “başarılara” odaklanmış bir kurgu şeklinde.  Başarıların yolunun da sosyal çevreleri kapsamındaki yetkinliklerinden geliyor. En azından Apple’dan, Microsoft’a, Google’den, Facebook’a kadar yeni dünyayı kurmakta olan markalar için durum böyle.

Kadınlar içinse kariyer daha karmaşık, zorlu ve erkeklerinkiyle kıyaslanamayacak kadar engebeli!

Çünkü öncelikle iş hayatında hemcinsleri ve erkeklerle bir yarış var. İkincisi günün birinde “anne” olmanın onlara yüklediği sorumluluk kariyerlerinin en önemli parçası haline geliyor. Ama en önemli zorluk, yaşam birlikteliği yaptığı insanın kariyerindeki başarısını ona hissettirmeden yönetmesi. Çünkü hiçbir kadın “başarısız” bir erkekle beraber olmak istemez. Erkeklerin egosu ve dayanılmaz “ben bilirimcilikleri” de müdahale sevmez. Ama kariyerini üçgenin bütününde gören kadınlar birlikte yaşamın zorluklarına omuz verdikleri erkeklerin kariyerlerindeki en kritik kararlarda görünmez “el” dir!

Nazik bir “teşekkür mektubu” ile sona eren bir kariyer!

Sonuçta, iş hayatında genel müdür olmuş ama “kariyerini yapamamış” ya da “tamamlayamamış” bir dolu insan var. Günün birinde nazik bir “teşekkür” mektubu ve tatminkâr bir bonus ile o koltuktan kalkmaları istenecek. Sonrasında belki de aylar boyu sürecek bir bunalım, ümitsizlik ve tükenmişlik yaşanacak. Genel Müdür kartvizitinden sonra da daha alt pozisyonları doğal olarak kabul etmeyecektir.

Ama üniversite yıllarından itibaren elde edilecek ve yaşamın göbeğine yerleştirilecek kültürel ve sosyal zenginleşme yaşam tasarımında önemli iş ve özel hayat fırsatlarını her zaman beraberinde getirecektir. Bu insanların genel müdür koltuğunu terk etmeleri onlar için hiçbir zaman sıkıntı yaratmayacaktır.

Brandmap’in Haziran 2017 sayısı için kaleme aldığım yazıyı yayımlandığı hali ile buradan okuyabilirsiniz.BM-14_SK

 

Henüz yorum yok.

Ne düşünüyorsun?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir