Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

Gezegeni paydaş yapmayanların yaşama şansı olmayacak!

Kazan- Kazan -Kazan

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 15-22 Mart 2023 tarihlerinde düzenlenen İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nde yaptığım konuşma metni ve videosu.

Bu kongre için yeni bir vizyon önermesi yapabiliriz.

İkinci Yüzyılın İktisat Kongresinin vizyonu kapsamında; “insan hakları ile gezegen haklarının” ortak bir yaşam kültüründe buluşturulduğu ekonomik, sosyal ve çevresel projeler odağında yer alması hedeflenmelidir.
İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi eğitim, sağlık, enerji, tohum ve kültürün herkes için dünya standartlarında, nitelikli ve “bedava” olabileceği bir Türkiye iddiası taşımalıdır.
Yükselen bir değer olan “etik ve adil ticareti” sadece benimsemeyen, bu alanda standartları oluşturan uluslararası kurumlara katkı veren “oyun kurucu” kimliği ile öne çıkmalıdır.

🍀🍀🍀

Türkiye bu vizyona çok uzak değildir. Üzerinde yaşadığımız topraklarda binlerce yıl öncesinden gelen kültürün içinde bu hamur zaten var.

Böyle bir vizyona yolculuk yaparken dünyada neler olup bitiyor ve bunlar bizim yolculuğumuzu nerede nasıl etkiler diye bakmamız lazım. Yoksa en mükemmel çözümleri üretsek bile başka coğrafyalardaki gelişmeler bizim çözümlerimizi doğrudan etkileyebilir.

🍀🍀🍀

Bu vizyonu zorlayacak temel tartışma başlıkları arasında şunlar ön plandadır:

İklim krizinin artık evin içinde hissediliyor olması

Küresel ısınmanın önüne geçilmesi ile ilgili bilim insanlarının tavsiyeleri olan hedeflerin tutmayacağını artık hepimiz biliyoruz.

Bunun sonucu olarak;

  • Denizler yükselecek,
  • Yaşam alanları daralacak,
  • Doğal afetlerin tahribatı yaşamı kilitleyecek, Şanlı Urfa, Bozkurt, Gümüşhane
  • Biyolojik çeşitlilik daralacak,
  • Tarımsal üretimdeki sıkıntılar gıda krizlerinin önünü açacak,
  • Su başlı başına bir sorun olarak yaşamı felce uğratabilecektir.
  • Bu olumsuzlukların beraberinde Koronavirüs günlerini aratacak salgınların gündemleri işgal edeceği de bir kenarda durmalı.

🍀🍀🍀

Bu koşullar göçleri tetikleyecek / Mülteciler

  • Çoluk çocuk üç dolarlık can yelekleriyle “ölümüne” umut yolculuğuna çıkıyor insanlar.
  • Çünkü çaresizler… Kendilerine ait topraklarda ve kültürlerde açlık, ölüm kol geziyor. Sayıları şimdilik milyonla ifade ediliyor. Bu yüzyılda 3 milyar olarak hesaplanıyor mülteciler.
  • Geriye kalan 5 milyar insanın “mecburen” misafir etmek zorunda kalacağı bu sosyal patlama ile nasıl yüzleşilecek?
  • Dahası;

Yarın bu mültecilerin arasında bir kampta yemek kuyruğunda olmayacağımızın bir güvencesi var mıdır?

🍀🍀🍀

Yoksulluk umutları yok ediyor!

Nüfus yoğunluğu:

Birinci İktisat Kongresinin olduğu yıllarda dünya nüfusu 1,2 milyardı.

  • 2020’lerde 8 milyarı devirdi insanlık. Hem de gezegenin bahşettiği doğal kaynakların hoyratça tüketildiği, kirletildiği, yerine konulamadığı gerçeği ile buluştu 8 milyar insan.
  • Daha vahimi bu nüfusun %23’ünün yoksul ve gelişmemiş ülkelerde bulunması.
  • Yani, eğitim, sağlık ve yetersiz beslenmeden kaynaklanan bir dünya var yanı başımızda.
  • Bir milyar insan akşamları aç uyuyor…
  • Her gün beş yaşına gelmemiş 20 bin çocuk yetersiz beslenme veya tedavi edilebilir hastalıklardan ama tedaviye erişilemediği için yaşama veda ediyor.

Ben bu konuşmayı tamamlayana kadar yoksul ülkelerde 300’ü aşkın çocuk ölmüş olacak!

“Bana ne” diyebilir miyiz?

  • Açlık ve yetersiz beslenmeden ölen çocuklara ait rakamların yanında obezite sorunu yaşayanların sayısının 2 milyara ulaşmak üzere olduğu bilgisi var.
  • Bu bilgilerin yanı başında dünyada 34 zengin insanın servetinin dünya nüfusunun yarısının elde ettiği gelirden fazla olduğunu görüyoruz. Dünyanın en zengin adamlarından biri olan Elon Musk, 2014 ve 2018 yılları arasında yaklaşık yüzde 3 oranında bir “vergi” ödedi. Uganda’da bir un satıcısı olan Aber Christine, ayda 80 dolar kazanıyor ve yüzde 40’lık bir vergi oranı ödüyor. Dünyanın multi-milyonerleri ve milyarderleri üzerinde yıllık yüzde 5’e varan bir servet vergisi, yılda 1,7 trilyon dolar toplayabilir; bu, 2 milyar insanı yoksulluktan kurtarmaya yeter.
  • Geçtiğimiz yüzyıl insanlığın bu sorunların üstesinden gelmeye “niyetinin” olmadığı bir dönem olarak tarihe geçti.
  • Bu yüzyılın sonunda dünya nüfusunun 10 milyarı geçeceği hesaplanıyor.
  • Ama hepimiz biliyoruz ki bu yüzyılda böyle bu sorunları görmezden gelme “lüksümüz” yok! . Çünkü küresel dünyanın adına “yaşam kalitesi” dediği her şey tehdit altında!

🍀🍀🍀

Uluslararası kurumların güçten ve çaptan düşmüş olmaları

Uluslararası kurumların güçten ve çaptan düşmüş olmalarının küresel dünyanın yaşamakta olduğu sorunlarla doğrudan ilgisi var.

  • Birinci İktisat Kongresinin yapıldığı yıllarda Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü, UNICEF, Dünya Ticaret Örgütü, Avrupa Birliği, NATO gibi küresel dünyaya “ayar” veren uluslararası kurumlar yoktu.
  • Bunların her birinin raf ömrünün dolduğunu ve dünyanın esenliği için çareler üretmediği gerçeği ile buluştuk.

🍀🍀🍀

Demokrasi oyun hamuruna dönüştü

  • İklim krizi yetmezmiş gibi yüzyıllardır insanlığın umutla sarıldığı demokrasi kendini tanıyamaz hale getirildi.
  • Demokratik değerlerin aşındırılmış olması toplumun kendini yönetenlere karşı duyduğu güvenin acımasız bir şekilde sorgulanmasını manşetlerden düşürmemekte.
  • Başta demokrasiyi baş tacı yaptığını iddia eden gelişmiş ülkeler olmak üzere demokrasi iktidarların bir ”oyun hamuruna” dönüştürüldü ve bu kavrama olan inanç kökünden sarsıldı.
  • 6 Ocak 2021 ABD Kongresinin işgali demokrasi tarihinde bir milattır. Kartların yeniden dağıtılmasına duyulan ihtiyacın belgesidir.  Her ülkede bunun farklı versiyonları var.
  • Tıpkı 2008 küresel finansal krizi ile gün yüzüne çıkan liberal ekonomik politikaların insanların yaşam kalitesini ileri götürmek bir yana tam tersine borç batağında bir yaşama sürüklendiklerini belgelediği gibi.

🍀🍀🍀

İtibarsız adalet

  • İçinde denetimin ve hesap verebilirliğin olmadığı yönetsel politikaların demokrasinin omurgası adalet duygusunu törpülediğine tanık olmaktayız.
  • İPSOS araştırmasına göre dünyada mesleklerin güvenilirlik sıralamasında; bilim insanları, doktorlar, öğretmenler, askerler, polis ve sıradan insanlardan sonra gelen “hakimler” ile bu omurga ne kadar sağlam olabilir ki?
  • Konda araştırmasına göre Türkiye’de adalet ve adaleti temsil eden kurumlara olan güvenin %25’lerle ifade edildiği bir ortamda demokrasi nasıl kök salabilir ve gelecek için insanlara güven verebilir ki? İtibarsız adalet doğal olarak ekonomi yönetimin ayağına dolanan bir taştır ve en mükemmel ekonomi politikalarının bile uygulanabilirliğini geçersiz kılar.

🍀🍀🍀

Fosil kafalardan kurtulmamız lazım!

Fosil yakıtlara bağımlılığın neden olduğu uluslararası ekonomi ve ticaret politikaları bugün içinde bulunduğumuz bataklığın baş mimarıdır.

Petrolün ticari olarak kullanıma girdiği 130 yıldan bu yana yerin binlerce kilometre altından fosil yakıtların çıkarılması ve işlenmesi için harcanan;

  • insan gücü,
  • sermaye
  • ve teknoloji acaba bugün sırtımızı yaslamak istediğimiz rüzgâr, güneş, dalga ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi için harcanmış olsaydı acaba bugün farklı bir dünyanın başka sorunlarını konuşur olur muyduk? İlk güneş panellerinin 1800’lerde üretildiğini biliyoruz. Yel değirmenleri ise insanlık tarihi kadar eski!

Fosil yakıtlara dayalı politikalar sadece kendi eko sistemindeki yok oluşu tetiklemedi daha kötüsünü uygarlığa “yama” yaptı.

Biz buna “fosil iş yapma kültürü” diyoruz! Yani “para ve kâr” uğruna tüm sektörlerde; hile, hurda, yolsuzluk, rüşvet, sahtecilik, dolandırıcılık ile işleri yönetmek, büyütmek ve dünyayı ele geçirmek zanaati! Siyaseti satın almak ve kanunlar dahilinde kötülük yapmak ara sıcak olarak servis ediliyor.

Fosil iş yapma kültürü

  1. yüzyıl her anlamda insanlık tarihinin sabıka sicili en kabarık dönemi olarak tarihe geçti. Sanayi devrimi sonrasında dönen ticaret çarkları önce; Petrolün bir zenginlik kaynağı olması bu endüstrideki kötü alışkanlıkların diğer sanayi ve ticaret kurumlarınca benimsenmesini beraberinde getirdi.
  • İnsan haklarını ve hemen onun yanı başında gezegenin kendini yenileyebilme döngüsünü öğüttü.
  • Üstelik bunu yaparken “tüketim kültürü” diye bir şey icat etti!
  • Dolaysıyla yeryüzünde yaşayan herkesi bu “suça” ortak oldu.
  • Yani, günümüzde başta küresel ısınmanın nedenleri, silahlanma, uyuşturucu, insan ticareti, 12 yaşlarındaki çocukların ellerinde kalaşnikofların tutuşturulduğu sıcak savaşlar dahil tüm kötülüklerin içinde az ya da çok hepimizin payımız var! Çünkü yaşam tarzımızla tüketim kültürünü tetikledik, tetikliyoruz.
  • Belki her şey onarılabilir ama “paraya tahvil edilmiş” değerlerin yerine “insana ait olması gerekenlerin” konması için; hedefleri belli, iddialı, tutarlı ve etkin liderlikle yönetilen bir reçetenin inandırıcılığına ihtiyaç vardır.
  • 2020’de küresel boyutta tüm dünyayı zengin-fakir ülke ayrımı yapmaksızın kilitleyen Koronavirüs salgını karşısında devletlerin ve kurumlarının çaresizliği bu yaklaşımı destekleyen güzel örnektir. Dünya “yeni bir çıkış yolu” bulmak zorundadır. İşte bu nedenle bu kongrenin zamanlaması çok daha önem kazanmaktadır.

🍀🍀🍀

Kötü ellerin kumandasındaki dijitalleşme

  • Öte yandan, dijital dünyaya çok çabuk intibak eden insanlık bunun nimetlerinden yararlanmadan bu teknolojik gelişmelerden kendini nasıl koruyabileceğinin çarelerini aramaya başladı.
  • Kötü ellerin kumandasındaki dijitilasyon e-ticaretten, finansa, kent kültüründen, sağlık sistemlerine, özel hayatımıza kadar yaşam kalitemizi sorgular halde bıraktı.
  • Regülasyonlar, yasalar teknolojinin hızına ve kapsamına yetişemiyor. “Kısa devre yapıcılar” küresel boyutta geleceğimizi dehşet ve korku ile tanımlayabileceğimiz senaryoları ortaya çıkarıyor.
  • Dahası yapay zekânın insanı yönetme iddiasına ramak kalan bir dünyanın eşiğinde bulduk kendimizi.
  • “Hayatımıza “bitci” diye bir kavram girdi.” Veri madenciliği”, “Gayri Misli Jeton NFT”

🍀🍀🍀

Uzay kirliliği

  • Teknolojinin uzay yarışı iddiası ayrı bir gündem. Dünya yörüngesinde işi bitmiş onbinlerce uydu parçası var. Yani uzayı da kirlettik. Uzay kirliliğinin gelecekte dünyanın başına ne türlü sorunlar açabileceğini şimdilik hesaba katmıyor olabiliriz.
  • Ancak bu da bu yüzyılın temel sorunlarından biri olarak bir kenarda not olarak durmalı!

🍀🍀🍀

İkinci Yüzyılın İktisat Kongresinin hesaba katmak durumunda olduğu bu başlıklar ve değerlendirmeler beraberinde şüphesiz akılcıl çözümleri de getirmek zorunda. 

  • Ama en önemlilerinden biri; önümüzdeki dönemde insanlığın ve gezegenin beklentilerini karşılama iddiasında yeni uluslararası kurumların oluşması kaçınılmaz. Türkiye bu oluşumların neresinde yer alacaktır. Oyun kurucu mu olacaktır yedek kulübesinde mi bekleyecektir?

🍀🍀🍀

İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi;

  • İklim krizinin beklenmedik, ani ve yıkıcı etkilerini hafifletebilmek, yaraların hızla sarılmasını sağlamak amacıyla yerel yönetimlerin ellerini bilimin önerileri ile kuvvetlendirecek yaklaşımlara yer vermelidir.

Nitelikli insan sermayesine odaklanmalı;

  • Bunun için eğitim bütçelerinde okul öncesi döneme ayrıcalıklı pay ayrılmasını önermeli,
  • ilköğretimden başlayarak eğitim müfredatının bütünselliğinde ekolojik okul yazarlık, insan hakları ve demokratik değerleri eğitimin omurgası olarak tanımlamalıdır.
  • Öğretmenliği en “itibarlı” meslek haline gelmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını önermelidir.
  • Dünyanın dört bir tarafında kendi alanında yetkinliklerini tanımlamış Türkleri teknolojinin imkânları ile bilgi ile buluşturmak ve bilginin işlenmesi amacıyla büyük resmin bir parçası haline getirmeyi ortaya koymalıdır.
  • Yine teknolojinin desteği ile Birinci İktisat Kongresi rüzgârından doğmuş ve geçtiğimiz yüzyılın en önemli sosyal inovasyon projesi olan Köy Enstitülerini bu yüz yılın sorunlarına çare üreten gençlerin buluşma noktası haline getirmelidir.
  • Gençlerimizin birer “küresel vatandaş” kimliğine dönüşmelerinin önündeki engellerin kaldırılmasını sağlamalıdır.
  • Kültür ve sanatın uygarlığın ana taşıyıcısı gerçeğinden hareketle kent kültüründen, sosyal yaşamın kılcal damarlarına kadar her alanda kültür ve sanat üreten bir toplum yapısını ortak yaşam kültürü haline dönüştürülmesini teşvik etmelidir.
  • İş dünyası için; Birleşmiş Milletler ’in Küresel İlkeler Sözleşmesinin baz alındığı; hesap verebilirliğin söz konusu 10 ilke kapsamında denetlendiği bir pencereyi açmalıdır. İŞ dünyası kurumsal değerlerini baştan aşağı gözen geçirmeli. Bir giyim markası olan Patagonia’nın hisselerinin %99’unu iklim değişikliği ile mücadele eden STK’lara bağışlaması bir kenarda durmalı. Amerikalı dondurma üreticisi Ben&Jerry’nin İsrail’in işgal altında tuttuğunu Filistin topraklarındaki uygulamalarını değerlerine aykırı bulması nedeniyle bu ülkedeki üretimine son vermesi bir başka not olarak kayda geçmeli.
  • Çalışanların yönetimlerde temsil edileceği “çalışan markası” konseptini bu pencerenin bir parçası olarak önermelidir
  • Temel vatandaşlık gelirini bir Anayasal hak olarak tanımlamalıdır.
  • Vizyon açılımda da değindiğim gibi eğitim, sağlık ve enerji tüm vatandaşlar için her yaşta ve konumda en üst kalitede, ihtiyaç duyulan her an erişilebilir “ücretsiz” bir ihtiyaç olarak öneri sıralamasında yer almalıdır.
  • Yerel ekonomileri küresel dünyaya taşıyacak olan coğrafi işaretlemeler ve yerel markalara ayrıcalıklı destek verilmesini gündeme getirmelidir.
  • Kültürel, çevresel ve sosyal dayanışmanın adresi yavaş şehirler desteklenmelidir.
  • Siyasetin demokratik katılımcılık, şeffaflık ve hesap verebilirlik bağlamında yeniden yapılandırılmasını sağlayacak önerilerle ekonomik başarının gelebileceği hatırlatılmalıdır. Bunları kucaklamış bir demokrasi kültürü yeşermelidir.

🍀🍀🍀

Buradan hareketle demokratik katılımcılığın eksiksiz uygulandığı ve denetlendiği kooperatifçiliğin teşvik edileceği Kongre reçetesinde “etken madde” olarak yer almalıdır.

  • Ülkemizde kabul görmüş olan “türetim ekonomisini” tüm sektörlerin benimsemesinin önünü açacak ekonomik politikaların anlaşılmasını sağlamalıdır.

Ülkemizde Good4trust’ın geliştirdiği sistemde şimdiden binlerce üretici ve tüketici etik ve adil ticaret anlayışı ilebuluşmuş durumda. İlkeleri şöyle:

Kişi veya Kurum;

  • Canlılara ve doğaya kendisine davranılmasını istediği gibi davranır,
  • Canlılara ve doğaya kendisine davranılmasını istemediği şekilde davranmaz,
  • Kendisi için ne isterse canlılar ve doğa için onu ister,
  • Karşısındakinin ne istediğini anlar, ona göre davranır.

🍀🍀🍀

Son olarak 20. yüzyılın gelişmişlik göstergesi olan ama içinde insan ve gezegen haklarının bulunmadığı kişi başına USD cinsinden performans metriğinden içinde “mutluluk endeksine” geçilmesini bir hedef olarak tanımlamalıdır. Farklı endeksler paranın dışındaki alanlarda mutluluğun ve ekonomik kalkınmanın bir arada yakalanabileceğine odaklanıyorlar.

Örneğin Dünya Mutluluk Endeksi 149 ülkeyi ölçümlüyor. İlk onda yer alan ülkeler

  • Finlandiya
  • Danimarka
  • İsviçre
  • Hollanda
  • Lüksemburg
  • İsveç
  • Norveç
  • İsrail
  • Yeni Zelanda

Küçük bir krallık olan Butan kendi Gayri Safi Mutluluk Göstergelerini 9 ana boyut altında toplanmış 70 kriterle ölçüyor.

Sizler için bu bilgiler tekrar olabilir ama başarıyla uygulanıyor

Butan’da Mutluluk bakanlığı var. 9 ana boyutta 70 alt kriterde Gayri Safi Milli Mutlulularını ölçüyorlar. 1970’den beri.

HPI       Happy Planet Index daha çok kendini iyi hissetme, ortalama yaşam ve ekolojik ayak izine dayalı kriterlerle ölçümleme yapıyor. Yaşamlarından ne kadar memnunlar.Bir kişinin ortalama sağlıklı yaşam ömrü, ülkede insanlar arasındaki eşitsizliklerin oranı ve ekolojik ayak izi gibi hususlara bakıyorlar.

Costa Rica arka arkaya ilk sırada çıkıyor

  • Ordusu yok
  • Kız çocukların eğitimi kanunu 1800’ler de çıkmış
  • Başbakanları genellikle öğretmen

Diğer ülkeler

  • Vanuatu 
  • Colombia 

Switzerland 

Ecuador 

Panama 

Jamaica 

  1.   Sweden
    82. Türkiye
    88.   Australia
    94.   China
    105. Canada
    122. USA

🍀🍀🍀

Bu kongre, iş modeli olarak, tüm sektörlerde ve her alanda  “kazan – kazan – kazan” (üreten-tüketen ve gezegen) anlayışının “geçer akçe” olacağını önermelidir.

Vizyon önermesinde yer aldığı gibi bu modelin alt açılımı olan etik ve adil ticareti sadece benimsemeyen küresel ölçekte bu çalışmalara katkı veren, kendi standartlarını yansıtan bir vizyonu değerlendirmelidir.

Konuşmamda yer verdiğim anahtar sözcükler;

  • “insan hakları ile gezegen hakları»
  • Eğitim, sağlık, enerji ve kültürün herkes için “bedava”
  • Etik ve adil ticarette” standartları oluşturan, “oyun kurucu”
  • Demokrasi bir ”oyun hamuruna” dönüştü; 6 Ocak 2021 ABD Kongresinin işgali demokrasi tarihinde bir milat
  • Adaletsiz adalet! Hakimler güven endeksinde kaçıncı sırada?
  • Öğretmenlik en “itibarlı” meslek olmalı
  • Yeniden Köy Enstitüleri
  • Türetim ekonomisi
  • Mutluluk endeksi
  • Kazan-Kazan-Kazan

🍀🍀🍀

Son olarak Jack Nicholson Schmidt Hakkında isimli filminin son sahnesinden alıntıyla bu kongre ile ilgili mesajımı noktalayayım.

Bu kongre sayesinde Türkiye’de dünyada ne daha iyiye gitti?

Bu kongre kimin için nasıl bir fark yarattı ?

 

(*) Karikatürler: Aycan Gönenç

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Henüz yorum yok.

Ne düşünüyorsun?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir