Umutsuzluk içinde “umut”

Küçücüktük…
Aklımızın henüz herşeye ermediğinin söylendiği yıllardı. Ama, elimizde bir oyuncak tabanca ile
Birbirimizi öldürmenin keyfini (!) sürdüğümüz çocukluk yıllarımızdı…
Esinlendiğimiz “kahramanlarımız” öyle yapardı.

Ellerindeki silahlara “gıpta” ile bakar ve avucumuzun içindeki o plastik tabancayı “arkadaşımız, dostumuz ve belki de kardeşimize” doğrulturduk.
“Sen öldün”… Yani çık oyundan…
O plastik tabanca,
Gün geldi bir futbol maçında küfür oldu, bıçak oldu, sarhoş bir elin hiç tanımadığı bir insana acımasızca ölüm davetiyesi oldu…
Gün geldi “maganda” şapkası ile sevincini başkalarının kursaklarında düğümleten bir kurşun oldu…
Trafikte yol vermediği insana kustuğu ölüm fermanı
Can dostuna sevgisini aşılamak isterken kazara çıkmış kurşun
İçimizdeki sevgiyi, hoşgörüyü, mutluluğu
Kin ve nefrete dönüştürten bir aygıt oldu.
Rütbeli ellerde savaş
Mafyada racon
Havaalanlarında “silah teslim masası” kuyruğu oldu!

Annelerimiz, babalarımız, büyüklerimiz
O küçük, basit, hiç bir işe yaramaz gibi görünen plastik tabancanın
Yaşamı bu kadar çekilmez bir hale getirmenin başlangıcı olduğunu söylemediler bize.
Ölümün, öldürmenin bu kadar ucuz ve basit olabileceğini anlatmadılar.
Yaşamın içindeki dostluğun, mutluluğun ve barışın üzerine çekilen süngerin aslında o küçük plastik tabanca olduğu gerçeği ile tanıştırmadılar bizi.

Oysa, çocukluk arkadaşını o plastik tabanca ile öldürmeye yeten aklımız
Pekala
Ölümün ve öldürmenin araçlarını anlamaya da yetiyordu.
Yetmeyen
Dostluğun, arkadaşlığın, mutluluğun, barışın ve huzurun
Silahsız da olabileceğinin anlatılmasıydı!
Umut Vakfı, yıllardır bireysel silahlanmaya karşı 28 Eylül’de yürüyor. Sessiz ayakkabılar ve onların sahipleri ile. Taksim’de… saat 12.00 de…
Henüz bir “kör kurşunun” adresi olmamışken,
Adımız bir sessiz ayakkabıya verilmemişken,

Umutlarımızı henüz yitirmemişken…
Umutsuzluğa karşı bir “umut” belki de,

Sizlerin desteğiyle…

Anneler, Babalar; çocuklarınıza oyuncak silahlar almayın. Silahların tehlikeleri konusunda onları çocuk yaşta ikna edin. Dünyamız, barış, huzur ve sukûnete hasret...

7 Yorum
  • Mustafa Tanyeri
    Ekim 2, 2010

    Sevgili Salim Kardeşim,

    Umutsuzluk zehirinin yaşamın her alanına serpildiği bir ortamda bu yürekten çağrıya katılmamak mümkün mü? Bu güzel ve anlamlı yazı için tebrikler teşekkürler.
    İyilıkle, dostlukla ,sevgiyle.

    Mustafa Tanyeri

  • NUR BAŞNUR
    Ekim 5, 2010

    Salimciğim;
    Yazdıklarına katılmamak mümkün mü ? Sonuna kadar destek…nuR

Yanıt yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir