Fukushima’dan Kütahya’ya!

Tarih Fukushima’yı nasıl yazacak? Hani, güneş, rüzgar ve
suyun dışında enerji üretimine ihtiyaç duyulmayacak dönemlerde insan neslinin
varlığını tehdit eden “insanların”, teknoloji ve ihtiyaç diye iteledikleri  Fukushima’ları  tarih küresel ahlâkın neresinde sorgulayacak?
Peki, Kütahya’da altın ve gümüş madenlerinde yapılan
çalışmalar nedeniyle kullanılan siyanürün depolandığı havuzun çökmesi nedeniyle
zehirin yeraltı sularına, oradan meyve ve sebze bahçeleri ile doğaya ve içme
sularına karışması karşısında;
Öngörülen ama umursanmayan…
Kontrol altında denilen ama kontrol altında olmadığı
anlaşılan…
Yaşanan gerçeğe rağmen üzeri örtülmeye çalışılan…
İnsan eli yapımı aymazlık hangi “suçlar” kategorisinde
yargılanacak?
Çok güvenliydi Çernobiller, Thre Mile Island’lar,
Fukushimalar… Kütahyalar, Ovacıklar, Efem çukurlarına altın sortisi yapılan
siyanür havuzları.
Hep “bir şey”
neden oldu güvenlik duvarlarının sarsılmasına…
“bi şey olmaz” diye radyasyonlu çay içen bakanlarımız  Kazım Koyuncu’ların ölümüne seyirci kaldılar!
Şimdi radyasyonlu “su”

içiyor Fukushima yöneticileri… Tedirgin, çaresiz bakışlar eşliğinde
içlerindeki endişeyi yudumluyorlar!
Radyasyon sızıntısını önlemekten çok Fukushima’nın sahibi TEPCO
hisselerin değer kaybetmemesi daha önemli oldu onlar için… İnsan yaşamına
neden olduğu “tehdit” den değil, TEPCO hisselerindeki düşüşten ve bilançodaki
zarardan “istifa”etti TEPCO’nun başındaki yönetici!
Bir nükleer santral!
9.0 büyüklüğünde bir deprem…
Ve Japon ekonomisi çöktü! Onarımın on yıllar sürebileceği
tahmin ediliyor. Japon halkı “ne
yiyeceğini, ne içeceğini”
bilemez halde…

Sadece japonlar mı çaresizlik içinde? Başta komşu ülkeler
olmak üzere, dünyada herkes hala durdurulamayan radyasyon sızıntısının her gün
artan  miktarından tüm yaşam alanlarının
doğrudan etkilendiğini biliyor. Denizler, göller, karadaki ve okyanuslardaki
tüm hayvanlar! Tarım alanları, yerleşim merkezleri… Herkes… Heryer…
Radyasyon sızıntısı “yokmuş”,
“siyanür suya karışmamış”
gibi yaşamak…

Ama ensemizde rüzgarlarını hissettiğimiz ama yok saydığımız bir
duyguyu taşımak…
1986’da patlayan Çernobil’in üzerinden bu kadar zaman
geçmesine karşın hala radyasyon sızıntısı yapmakta olduğu gerçeği ile
buluşmak…
Etkilerinin yüzlerce yıl devam edeceğini bilimsel yayınlarda
okumak!

Ve Fukusima!
Hiroşima… Nagazaki…
İnsanoğlunun oyuncakçı dükkanında atomun neden olduğu
ölümlerle sevişmesi… Ve ardından refah adına, şimdi nasıl kurtulacaklarını
bilmedikleri nükleer santraller.  Milliyeti,
cinsiyeti , kimliği, bulunduğu yöreye aidiyeti olmayan “ucube” tasarımlar! Atom
parçacıklarının oyun bahçeleri.
Komşularımız;  Ermenistan ve Bulgaristan’da teknolojik olarak
raf ömrü dolmuş olanları bize tebessüm ediyor. Ve içlerinden “nükleer santralın
coğrafyası , ülkesi, milliyeti” olmaz diye geçiriyorlar! Oysa yapımları sırasında “en ileri teknoloji” idiler!
Fukushima’daki Santralın çevresindeki yerleşim birimlerinden kaçanları
oteller almıyor. Haftalardır karantinalarda tutuluyorlar!

Ve hemen içimizdeki “siyanür” dehşeti. Traş sonrası yüzümüze
serptiğimiz losyonun ferahlığı muamelesi yaptığımız  siyanürün toprak altından çıkarılacak “altın” karşılığı insanlığın ödediği bir bedel olduğu gerçeği Simav’daki sarsıntı anımsatmadı mı?
Yüzbinlerce insanın yaşamını, geleceğini tehdit eden
Fukushimalar, Kütahyalar, doğanın mı, insanoğlunun mu eseri? Küresel ahlâkın
hangi duruşmasında yargı önüne çıkacaklar?

4 Yorum
  • Ahmet Tanyolaç
    Mayıs 26, 2011

    Kadim Dost Kadıbeşegil.
    Son cümlen herşeyi özetliyor.
    Bir şeyler karşılığı ödenen bedel ne.Çok kişi bu sonucu düşünmüyor.Ancak Her yapılan işin tabiat tarafından bir tepkisi olacağını herkezin ciddi bir şekilde düşünmesi gerekir.
    Bu konuda zannederim geç kaldık.
    Ancak çok geç kalmadan birey,sivil örgütler ilgili kuruluşlar ve yetkililer daha ciddi bir araştırma içine girmeli ve meydana gelmesi olası sonuca tepkilerini koymalılar.
    Çok zarif ve etkili kelimelerle durumu ortaya koymuşsun.
    Candan kutlarım.
    Aynen devam.
    Selam ve sevgiler.
    A.Tanyolaç

  • Bulent
    Mayıs 26, 2011

    Sevgili Hocam,
    Berlin duvarinin cokusunu “tarihin sonu” diye yorumlamisti Fukuyama. Cunku tarihi sosyalist ideolojiyle kapitalizmin mucadelesinden ibaret goruyordu. E haliyle bu antagonizma bittigine gore tarih de bitmisti…Yeni donemde McDonalds olan ulkeler de birbirleriyle asla savasmayacagina gore…O donemde karabatagin bulandigi petrol gibi bu turden teorik carpitmalara bulanmisti insanlik. Ama cok kisa surede biten bir sey olmadigini, en az savaslar kadar buyuk acilarin kapitalizmin dizginlenemez hirslari nedeniyle basucumuzda bekledigini anlamis oldu. Maddi hirslarin gozleri burudugu firmalar elde ettikleri yuksek karlarla hukumetlerin ihtiyac duydugu ekonomik buyumeye katkida bulundukca cevreye verdikelri zararlar gozardi edilmeye baslandi. Bugun cocuklugumun gectigi o yesille mavinin sevistigi diyarda Karadenizde Kackar daglarinin coskusuyla Karadenize kosan dereler bizim herseyimzdi. Bugun akil almaz bir sorumsuzlukla milyonlarca yilda olusmus doganin dengesine hancer vuruluyor. Dunyada sadece o derelerde bulunan bir cok endemik alabalik turu yok ediliyor. Bu Hes barajlarinin dogaya verecegi zararlari simdiden kestirmemize imkan yok ama gorduklerimiz bildiklerimiz yetiyor. MAhkeme kararlari bile yuksek kar hirsiyla gozleri donmus firmalari durduramiyor. Gercek demokrasilerde butun bu garabeti objektif sekilde halka duyurmasi beklenen medya sessiz. Kimse “Sultanla” karsi karsiya gelmek istemiyor. Japon denizinde yuzmilyonlarca yildir hayata tutunmayi basarmis bir cok canli turu sorumsuzluklarimiz nedeniyle bugun yok olacak. Dusununce insanin icinde volkanlar patliyor. Milyonlarca yil yasamis, varolmus canlilarin yokolusunu hangi butce hesabi telafi edebilir. Ve biz artik biliyoruz ki 89 da coken Berlin duvari degilmis sadece. Insanligin vicdani da cokmus…

  • Dilek Emil
    Mayıs 30, 2011

    Yazınız için teşekkürler. Bugün Almanya’nın enerji ihtiyacının %23’ünü karşılayan nükleer santralları belli bir süre ile kaptma kararı, yaşanan felaketlerden ders alanların oldugunu göstermek açısından umut verici. Umarım ders alanların sayısı hızla artar. Deneyimleyerek öğrenmemek dileği ile….

  • Tarım makinaları
    Haziran 24, 2011

    Yalnızca bu konu için aslında bir çok konuda faydalı ve kullanışlı dökümanları bu adreste bulmak mümkün. Sitenizdeki tüm yayınları yakından takip ediyoruz kaliteli bir web sitesi emeği geçen ekibinize teşekkürler.

Yanıt yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir