60 Yıl İçinde 76 Özel Gün ve “Sona Doğru”…

photo9

Yanlış anlaşılmasın nefes çalışmalarımın bir parçası

Sağlık durumumla ilgili geçtiğimiz haftalarda sanıyorum tatminkar bir bilgilendirme yaptım. Gelen yorumlar ve telefonlardan bu izlenime sahip oldum.
Bugün de aslında bir daha yazmak istemediğim sağlık durumumla ilgili yeni bir bilgilendirme yapayım dedim ve sonra aslında bu blogun açılmasına neden olan konulara yeniden geri döneyim kararını  verdim.
60 yaşındayım.
Yakın geçmişte 60 yıllık hayatımın içinde 76 “özel gün” yaşadım.
Her biri bir diğerinden “siyahXbeyaz” kadar farklı.
Saatlere, gelen telefonlara, alınan raporlara göre değişken…
76 özel günün omurgası 4 Şubat’ta İzmir’deki Doktorum Harun Yenice’nin; “Ben bu akciğer filmini beğenmedim bir BT çektirelim” yorumu ile çatılmaya başladı. 21 Nisan tarihinde de Anadolu Sağlık Merkezinde Doç.Dr. Altan Kır’ın  sol akciğerimi alan operasyon ile ana süreç tamamlandı. Sonra yan süreçler 21 Mayıs’ta İzmir’de 16 hafta sürecek ve her çarşamba günü koruyucu kemoterapimin alınması ile devam ediyor.
76 özel gün…
Her biri, her saati gerçekten özel.
Bir yandan hayat devam ediyor…
Okulda dersler, konferanslarda konuşmalar, danışmanlık hizmetleri, TV konuşmaları, dergilere görüş yazıları, görüşme talepleri, toplantılar vs…
Diğer yandan tüm bu koşuşturmanın içine “katık” edilmiş ve ne olduğunu henüz bilmediğim ama ciddi bir şey olduğu konusunda şüpheleriminyoğunlaştığı bir gerçeğin içlelleştirilmesi ya da hazmedilmesi diyelim…
İlk bir ay bu hazmetme sürecine ayrıldı. Doktorumun talep ettiği BT filmi bile çekilmedi. Çünkü hiç bir şekilde kendimi hasta hissetmiyordum ve internetten arayıp bulduğum bulguların hiç birini yaşamıyordum.
Bakü’de bir programım vardı Mart başında… Herşeyi bu programın dönüşüne erteledim. Ve 5 Mart’ta tıbbi süreci başlattım. Kendimi tüm “sonlara” hazır hissettiğim bir döneme girmiştim.
Ve 13 Mart ‘ta resim yavaş yavaş belli olmaya başlamıştı. Yapılan tetkiklerdeki raporların yazdıklarının dışında gidişatta ciddi bir şeyler olduğunu sizinle ilgilenen hekimlerin yüz ifadelerinden ve ses tonlarından anlayabildiğiniz bir dönem yani… Hatta idari personele bile yansıyor bu görsel gerçekle bir şekli ile baş edebilmek gücünü içimizde hissetmek!

13 Mart akşamı bir dost meslektaş ile Karaköy’de Nublu’nun çatısında özel seçim malt viskiler ve havana purosu ile yaşamda “yeni bir tasarım sayfası açmam gerektiği” kararını böylece almış oldum.(Örneğin o günden beri sigara içmiyorum)
O hafta sonu yakın dostum ve aynı zamanda dünya çapında bir onkoloji cerrahı olan Prof. Metin Çakmaçı’yı aramak geldi aklıma bir anda. Metin hocamın hekimliğinin yanı sıra Etik ve İtibar Derneğinin başkanlığını yapmış olması beni ona daha yakınlaştıran bir faktördü. Ara sıra buluşur dertleşir ve her ayrılışımızda her insanın hayatında böyle bir dost olması gerektiğini düşünür ve ne kadar şanslı olduğumu hissederdim.
Aradım.
Buluştuk.
Zaten hazır gelmişti.Kendi alanında uzmanlardan bir ekibe beni ertesi sabah havale etti.
Böylece 18 Mart ile 21 Nisan arasındaki  en çetrefilli dönem başlamış oldu.
İnsanın “vefat ilanı tasarımı nasıl olsun” sorusu ile, “tüm bunlar bittikten sonra dostlar ile hangi meyhanede kutlamalıyız bunu” sorularının cevaplarını aynı gün içinde bulmaya çalıştığı bir dönem yani!
Risklerim şunlardı
Her iki akciğerimde de kitle bulunuyordu. Soldaki 5,5 cm civarında ancak tek başına olsa ameliyat edilebilir türden.
Sağdaki oldukça küçük ancak patoloji değerlendirmesi yapılabilmesi için biyopsi yapılması lazım.Eğer soldan buraya sıçramış ise hem sağ hem de sol akciğerimle ilgili ameliyat şansı ortadan kalkıyor ve ilaçla (kemoterapi ile) tedavi tek çare olarak önümüze gelecek.BU DA PEK İYİ BİR HABER DEĞİL TABİİ…
Biyopsi için iki girişimde bulunuldu bir hafta içinde. Ancak ikisinden de karar verebilecek sonuçlar çıkmadı!Doktorum 8 Nisanda bir operasyonla bu kitleyi almaya ve patoloji değerlendirmesini bu şekilde yapmaya karar verdi ve ne olacağıma dair belirsizlik durumun devam ettiği bir süreç 8 Nisan tarihine kadar devam etti.
Hayat bu süreç içinde biraz ağırlaştırılmış ama temposu bana yeterli meşguliyeti verecek şekilde devam ediyordu.
Örneğin 2009’da kaybettiğimiz annemizin adını İzmir’de Bostanlı’da bir parka verdiler. Ben törene malum nedenler yüzünden gidemedim ama aynı gün bir tekstil markası yöneticilerine “İz Bırakmak ve İs bırakmak” başlıklı konuşmamı yaparken Annemi de iz bırakanlara örnek gösterdim. www.olusumdostlari.com
21 Mart’ta RepMan Forum 2014  İtibar Yönetimi Performansı toplantısı vardı. Forum başkanlığını ben yapıyordum ve aylar öncesine dayanan hazırlıklar vardı. İngiltere’den konuk bir konuşmacı konuğumuz vardı. Sosyal programlar vs.
Bir gün önce 20 Mart’ta Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kemal Tahaoğlu yapılan tetkikler neticesinde her iki akciğerimdeki bulgunun kanser olduğunu tedavinin sonraki aşamaları için diğer hekim meslektaşlarına beni havale ediyordu. Aslında Kemal Hocamla bu tespite yönelik buluşmaya gitmeden önce uluslararası bir müşterimde her ay düzenli yaptığımız bir toplantıyı yönetmek durumundaydım. Gibi… Gibi… Hayat devam ediyordu yani.

Tıbbi tarafta hekimlerim yapılan tetkikler neticesinde bende bulunan kitlelerin az görülen /rastlanan türde olduğu, birbirinden bağımsız olduğu noktasında buluştular.
Bu çok iyi bir haber.
Yani ameliyat olabilecektim…
Yani çok sevinmem gerekmez mi?
Hayır sevinemedim. Çünkü hala iki ciddi risk vardı.
Birincisi sol akciğerimdeki kitle aorta çok yakın ve riskli bir yerde bulunuyor.Ama doktorum; “Ben alırım mühim değil” dedi…
Asıl sorun ikinci riskte karşıma çıktı. Eğer lenf bezlerime bir sıçrama oldu ise ameliyat gerçekleştirilemeyecekti! Yapılan ileri tetkikler maalesef bu bilgiyi veremiyordu.
Doktorum ameliyatın nasıl olacağını şu basit cümleler ile anlattı.

“Ameliyatla ilgili tüm hazırlıklar önceden yapılmış olacak. Bir de patolog bize eşlik edecek. Seni uyuttuktan sonra lenf bezlerine bakacağız ve hemen orada değerlendirme yapacağız. Olumsuz ise ameliyatı hemen orada sonlandıracağız. Olumlu ise ameliyata devam edeceğiz ve sol akciğerini alacağız”
Ameliyat 21 Nisan’da oldu. ve ben o gece yoğun bakımda uyandığımda bile hangi seçenekle hareket edildiğini bimiyordum!
Dört gün sonra taburcu olduğumda yaşam için açılmış yeni bir sayfa ile Gebze’deki Anadolu Sağlık Merkezini terk ettim.

Yaşam sanki biraz daha kolay Alaçatı'da. Berber Fatih bile üşenmeden evde bu işi hallediyor.

Yaşam sanki biraz daha kolay Alaçatı’da. Berber Fatih bile üşenmeden evde bu işi hallediyor.

Şimdi Alaçatı’dayım. Tüm bu süreci benimle bire bir  yaşayan ve belki de risklerin üstüne bu kadar cesaretle gitmeme neden olan Aysen’in yanındayım. Öte yandan Pırıl’la hiç bu kadar güzel bir yakınlaşmamız olmamıştı.Onun varlığını yeniden keşfetmiş olmamın verdiği duygu her sabah güneşle birlikte yeniden doğdu.
Benden 12 yaş büyük ağabeyim ile her zamankinden farklı sevgi yumağı olduk. Daha 6 ay önce 41 yıllık hayat arkadaşı Sevinç’i kanserden kaybetmenin acısını yaşarken biricik kardeşinin benzer sorunu ile baş edebilmesi gerekiyordu. Bunu başarıyla yaptı.

Bu dönem içinde tesadüfen karşıma üç kez Robert Redford’un “Sona Doğru” isimli filmi çıktı.
Rahatsızlığım ile ilgili dönem başlamadan hemen önce Rober Redford’un 600 sayfalık biyografisini bitirmiştim. Zaten hayran olduğum bu karizmatik insana bir kez daha hayran olmuştum.
Ama…

Sona Doğru…

76 günlük çetin süreç içinde yaşadıklarımı, duygularımla çarpıştıran ve umudu umutsuzluğa, umutsuzluğu ise umuda taşıyan bir film olarak çıktı karşıma.

MUTLAKA İZLEYİN...

MUTLAKA İZLEYİN…

Redford bu filmde tek başına oynuyor. Bir figüran bile yok. İzleyiciyi iki saate yakın sürüklüyor.
Senaryo yaşama tutunmak için okyanusun ortasında tek başına elindeki imkânlar ile umutlarını yeşertme uğraşısı veren bir insanı anlatıyor.
Ve tam “Buraya kadarmış. herşey bitti!” dediği anda yaşamla yeniden buluşması geçirmiş olduğum süreçle çok örtüşüyor.
Tedavimin bundan sonraki dönemi için koruma amaçlı verilen kemoterapi nedeniyle bir başka mükemmel insanla tanıştım. Prof.Dr. Salahattin Sanal. Tanıyanlar ne demek istediğimi anlayacaktır ama özellikle özel durumdaki hastaların tedavilerinin en az yarısının doktorunun kurduğu iletişimden geçtiğini iyi bilirler. Dünya çapında hekimlik kariyerini ilerlemiş yaşına rağmen işini sevgi ve tutku ile yapan her insanın yolunu tutmuş ve İzmir’de Özel Tınaztepe hastanesi Onkoloji bölümünün başında güleryüzü, sıcak, sevecen bir aile büyüğü gibi şifa dağıtıyor.
Çarşamba günleri ilacımı almaya tedavi merkezine gidiyorum.

Herkesin ikinci adresi Alaçatı'da ŞEREFE... Yemek, sohbet, ortam ve dostlukların tazelenmesi

Herkesin ikinci adresi Alaçatı’da ŞEREFE… Yemek, sohbet, ortam ve dostlukların tazelenmesi

Sezonun açılmasıyla birlikte hareketlenen Alaçatı’nın suyunu çıkarmaya çaılışıyorum. Genç Sanat Günleri vardı Mayıs ayında ve 19 galerideki sergilerin tamamını bile gezemedim.
Cumartesi günleri Çeşme Marina’da Jazz Rüzgarlarında  zamanın ruhunu renklendiren sanatçıları dinleme imkanına sahibiz. Geçtiğimiz hafta Bülent Ortaçgil vardı mesela…
Kaybolan Lezzetler Festivali yeni bitti!
Dostlar geliyorlar.. Uzun olmamakla birlikte oturuyor hasret gideriyoruz.
Deniz mevsimini Pazartesi Marakesh’de açma şansım da oldu.
Sonuçta; evim, eşim, kızım, ağabeyim ve ailem kadar yakınım olan dostluklarımla zenginleştim. Yıllar içinde eşimin söylemi ile “dostlukları biriktirmişim”
Bunu gördük bu süreçte…
Yaşam aslında böyle bir şey olsa gerek.. Bu satırların yazılmasını gerekli kılan ruh halinin yoğun duygu ve yaşamın gerçekleriyle çarpışması ortada iken geriye kalan her şeyin “boş” olduğu ile yüzleşebilmek. Ama benim gibi 60 yaşında da olabilir, şanslı olanların ise 30’lu, 40’lı yaşlarında…

Sağlıcakla kalın, sevgiyle ve dostlukla kalın. Klasik olacak ama; “iyi ki varsınız. varlığınızla aşıladığınız güç her şeyin üstesinden gelmeyi kolaylaştırıyor.”

 

18 Yorum
  • Haluk Şahin
    Temmuz 8, 2014

    Sevgili dostum,

    Hayatta değer verdiğim üç hasleti şöyle özetleyegelmişimdir: Cesaret, metanet, zerafet. Bu sınavları geçenlere bir haslet yakıştırırım: Asalet !

    Sen mücadelenle tüm testleri geçmişsin…

    Bir kez daha geçmiş olsun sevgili kardeşim.

    Bozcaada’ya yolunu düşürmeye çalış da ABD günlerinden laflayalım.

    Haluk

  • Deniz Büyükdeveci
    Mayıs 17, 2016

    Öncelikle çok geçmiş olsun salim bey ben izmir bornovadan Deniz Büyükdeveci.
    Benimde Annem 21 nisan 2016 da kanser teşisiyle rahminden ameliyat oldu ,fakat en agrasif kanser türü olduğu için çabuk ilerliyordu karın zarına atlamıştı kemoterapi görmesi gerekliydi . Bu süreçte çok doktor araştırdık kafamız iyice karışmışken selattin hocanın sayfasında sizinle tanıştım o kadar rahatladım ki yazınızı okuyunca o gece karar verdim ve selattin hocadan randevumuzu aldık .
    Umarım bizde bu süreçi rahat atlatırız.
    Çünkü Annem bizi rüzgar güllerinden koruyan kalkanımız , kaybolduğumuzda sığınacak limanımız oldu .kararsızlığımda bana yol gösterdiğiniz için çok teşekkürederim .Sağlıkla , huzurla ,mutlulukla kalın

    • Salim Kadıbeşegil
      Mayıs 17, 2016

      Yaşamın dört bir tarafı mücadele. bu konu da öyle. önce bedenimizde sonra kafamızda temizliyoruz bizi yaşam kalitesinden uzaklaştıran her şeyi. Salahattin Sanal bey özel bir insan. onlardan çok fazla yok. Acil şifalar diliyorum.

Yanıt yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir