Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

Victor…

Yaşı daha 40 bile olmamıştı… Yaşamımı anlamlandıran insanların başında geliyordu. Onun sayesinde, geleceğe, dünyaya, insanlığa umut içinde bakıyor ve vizyonunun bir parçası olabilmek hepimizi mutlu ediyordu. Bu pazar Runtalya’da maraton koşacaktı. Buğday Derneğine destek sağlamak için. Koşma gerekçesini http://www.bugday.org/portal/haber_detay.php?hid=4385 mektubunda okuyabilirsiniz.

Çürük Elmalar…

Yaşamın aydınlık yüzünün düşmanıdır çürük elmalar…

Hele hele; hak, hukuk, adalet, güvenlik dağıtan kurumların içindelerse, kendileri ile birlikte toplumu da çürütüverirler farkında olmadan…

Sevgiyi, hoşgörüyü çok görürler insanoğluna. Sahip olduklarını zannettikleri güç aslında, yetersizliğin, çaresizliğin, kimliksizliğin sembolü olarak yansır güneşin ısıttığı sıcacık ama yaralı yüreklere.

Kimi zaman bayramlık “rüşvet” giysileri içinde,

Hangi sivil toplum kuruluşunun yüzde kaç pazar payı var?

Bugünlerde birçok sivil toplum kuruluşu harıl harıl sosyal sorumluluk sevdalısı şirketlerin kapısını aşındırıyor. Tek beklentileri “dünyaya yeni gelen bir bebek” gibi özen gösterdikleri sosyal projeleri için kaynak bulmak…
Uzunca bir süredir “sosyal sorumluluk rüzgarı” esiyor.
Vicdanlarımızı “aklamakla” “fırsatçılık” arasında gidip gelen bir tonlaması var esen rüzgarın.

Dolar sizlere ömür! Yeni gelişmişlik göstergesi ne olacak?

1500’lü yıllarda ülkelerin gelişmişlik düzeyini nasıl bir birimle ölçerlerdi, bilmiyorum. Çevremde sorduklarımdan da tatminkâr bir yanıt alamadım. Büyüklük ve “güç” konusunda savaşma yetkinlikleri içinde bir takım göstergeler var ama bunlar refah düzeyinin karşılığı değil.

20. yüzyılda ise gelişmişliğin, refahın, sözde yaşam kalitesinin karşılığı önümüze “dolar” olarak kondu!

Heykeltraşları vergi rekortmeni olan bir ülke olsa idik…

 

2001 yılının kriz günlerinde…

O belirsizliğin tam göbeğinde yaşarken…

Bırakın bir hafta sonrasını, bir saat sonrasını bile göremediğimiz akşamlardan bir tanesinde, CNN Türk’ün canlı yayımlanan “Soru/ Cevap” programında Yavuz Baydar’ın konuğu oldum.
Konumuz kriz.. Nasıl yöneteceğiz, ne yapacağız, çıkabilecek miyiz bunun içinden derken…

Umutsuzluk içinde “umut”

Küçücüktük…
Aklımızın henüz herşeye ermediğinin söylendiği yıllardı. Ama, elimizde bir oyuncak tabanca ile
Birbirimizi öldürmenin keyfini (!) sürdüğümüz çocukluk yıllarımızdı…
Esinlendiğimiz “kahramanlarımız” öyle yapardı.

Ellerindeki silahlara “gıpta” ile bakar ve avucumuzun içindeki o plastik tabancayı “arkadaşımız, dostumuz ve belki de kardeşimize” doğrulturduk.

Kalder Mükemmelliği Arayış Konferansı / İzmir

KALDER İzmir 2010 Kalite kongresinde İtibar yönetimin yanı sıra imaj ve itibar arasındaki farklılıklara değinildi. Ama daha önemlisi adil, şeffaf, sorumlu ve hesap verebilirlik anlayışı içinde sürdürülebilirlik politikalarının küresel rekabetin yeni gündemi olduğu vurgulandı. Yaşamda “is” değil “iz” bırakmanın önemi vurgulandı.