İtibar yönetimi benim profesyonel alanım. Uzun yıllardır dünyada ve Türkiye’de bu alanda yapılan çalışmaları izliyorum. Deneyimlerim ve birikimlerim ile yapılan çalışmalara katkı vermeye çalışıyorum. Danışmanlık hizmetlerimin dışında, konferans, kongre ve panellerde düşüncelerimi aktarıyorum. Yayınlarım, üniversitelerdeki derslerim ile birikimimi paylaşma çabası içindeyim. 20 yılı aşkın deneyimlerimin ışığında söyleyebilirim ki “siyasette, sporda ve sekste” itibar yönetimi olmaz!
Bugün Çetin Altan okudunuz mu?
Limonata ve Rafadan Yumurta
Yaşamında hiç limonata içmemiş biri, limonatayı çok pahalı bir serinletici sanabilir. Oysa çok ucuz bir serinleticidir. Bir bardak suya bir çorba kaşığı toz şekeri döküp, iyice karıştırdıktan sonra, üstüne doğru dürüst sıkılıp çay süzgecinden geçirilmiş, yarım limon suyu eklersin… Ve hepsini karıştırırsın.
Bardak,
Ekşi Çikolata
Yaşamımızın dört bir yanını sarmış olan çikolataların ne kadar ”ekşi” olduğunun farkında mıyız?
O güzelim ambalajlarda keyfimizle harmanlanmayı bekleyen sonsuz çeşitteki çikolatalı ürünlerin damak tadımızda aslında ne kadar “ekşi” bir tat bıraktığını biliyor muyuz
forbes.com
Aşkların, sevdaların simgesi olması gerekirken…
Yaşamı güzelleştiren hazların damaktaki tadı olacakken…
Her bir parçasında anılara olan yolculukları simgeleyecekken…
Dostlukların,
THY’de statüm değişiyor!
“Statü endişesi”…
Son yıllarda okuduğum en iyi kitaplardan biriydi.
Alain de Botton’un nefis betimlemeleri ile yaşam boyu peşinden koştuğumuz “statünün” aslında ne kadar “boş” bir uğraş olduğu gerçeği ile karşılaşmak…
Bu gerçek ile egomuzu çarpıştırmak…
Statü diye bildiklerimizden vazgeçmeyi bir “an”
Nasıl Zengin Olunur?
Zenginlik oldum olası hepimizin başına “dert” olan kavramdır. “Nasıl bir zenginlik” meselesi yaşam boyu hepimizi meşgul etmiştir. Zenginlik üzerine yazılan kitapların, verilen tavsiyelerin haddi hesabı olmadığına hepimiz tanık oluyoruz. Hangimizin belleklerinde; “Ah bir zengin olsam” (Fiddler on the roof) şimdiki zamanla gelecek zaman arasında zenginliğin süslediği hayallerin somut bir yansıması olarak yaşamımıza hem müzikal hem de film olarak yer etmedi ki?
Formaları kirleten çamur lekesi aslında bir su tabancasından çıkmıştı!
Bir futbol ligi daha bitti… Formalardaki çamur lekeleri biraz daha genişledi.
“Taraftar” kimliği “düşman” kimliğine büründükçe…
Takımların renkleri çamur lekesi altında boğulacak!
Takım tutmakla birine düşman olmak ön koşul oldu.
Tuttuğu takımın renklerinin içinden,
sevgi…
hoşgörü…
rakibi takdir…
yok oldu gitti.
Yukarı Sokak… Alaçatı…
Genellikle bu blogda şahsi çalışmalarımla ilgili yazılara yer vermemeye özen gösteriyorum.
Ama bugün bu kuralı “görmezlikten” gelmek durumundayım.
Eşim Aysen… Alaçatı’da bir hayalini gerçekleştirdi.
Dört odalı bir özel konuk evi açtı.
Kızım Pırıl, pılıyı pırtıyı topladı.
Alaçatı’ya yerleşti. Ana-kız işletecekler… Hayallarini gerçekleştirecekler!
Caz, Türkülerimiz ve itibar yönetimi
Caz müziğinin tılsımlı bir dokunuşu var insana.
Belki siyah renkli insanların pamuk tarlalarında “biat” kültürü duvarlarında gezdirdikleri
tırnaklarının çıtırdısı ile başlamış olabilir…
Ya da sözcüklerin tanımlamaya yetmediği büyük aşkların ve hemen peşinden gelen acıların notalardaki ifadesi de olabilir.
Ama şu bir gerçek ki; caz yaşamın ta kendisidir.
Saf mısınız? Yoksa, Gayri Safi Mutlu musunuz?
Satır aralarında kayboldu haber.
“Mutluluk” bir gelişmişlik göstergesi oldu.
Birleşmiş Milletler kararı ile…
Karar bir anda 66 ülkeden destek gördü.
Gayri Safi Mutluluğu yıllardır uygulayan tek ülke Butan şimdi daha da “mutlu”…
Belki onlar gibi yaşamda mutluluğu “hasılaya” tercih edenler olabileceği ümidiyle…







Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Bölümü için hazırlanmıştır.
İçeriği görmek için görsele tıklayınız
- Ücretsiz, indirebilirsiniz.