Bir Başka Pencereden Alaçatı (*)

Gürültü kirliliği, yüksek fiyatlar, kalitesiz işletmeler, kıyı işgalleri, uyuşturucu vb sorunlarla özellikle yaz aylarında gündeme gelen Alaçatı’nın gündemi aslında bu sayılanlardan ibaret değil. Alaçatı’nın kendi kimliği ve marka değerini kurguladığı özelliklerini yıpratan bu gündem yüzünden diğer tarafını göremez olduk!

 
Tabii, sorunların özünde bir “kent markası stratejisi ve uygulama planının” olmaması yatıyor ama biz biraz da kendi yüksek sezonumuz olan eylül-mayıs arası döneme bakalım ve gerçek Alaçatı’yı yaşayalım.
 

Refik Tunca

Örneğin, Alaçatı’nın en önemli değerlerinden biri aile işletmeleridir. Her birini İstanbul’da veya büyük kentlerde bulabileceğiniz, sundukları birbirine benzer havalı ve kısa ömürlü restoranlara gitmektense biz cebimizdeki parayı Alaçatı’nın içinden doğmuş aile işletmelerine harcamayı tercih ediyoruz. Hem yerel ekonomiye katkı, hem ailece özverili çalışan bu işletmelerin gelişimine destek olmak hem de onların kendine özgü yerel sunumlarını deneyimlemek başka yerlerde değil sadece Alaçatı’da mümkün. Kimler gibi mi; Refiğin Meyhanesi, Kasaba Balıkçısı, Asmalı Meyhane, Bizim ev restoran, Papazz, Kabak Çiçeği lokantası, Dutlu Kahve, Kaptanın yeri, Balıkçı Fahri, Ferdi Baba, Şişarka, Rasim Usta, İmren Tatlıcısı, Martı Restoran, Can Dondurma, Alaköy dondurma, Gemici ve ev kurabiyeleri gibi…

 

Saatli Bakkal Hasan

Bakkal alışverişlerimiz için Saatli Bakkalı, hırdavat ihtiyaçlarımız için Kandemir ya da Bayır ticareti tercih ediyoruz. Kitaplarımızı internetten değil Alaçatı kitabevinden alıyoruz. Ekmeklerimiz Keskin fırından. Demli çayımız Yaşar’da hem de 1,5 TL. Gelen giden dostlarımız için; Çiprika, Çakır pansiyonu, Kayezta, Kesre, İmren oteli tavsiye ediyoruz. Bunlar Alaçatılı aileler tarafından çalıştırılan işletmeler.

 

Alaçatı Kitabevi Ömer Önal

Alaçatı’nın entelektüel zenginliği sanırım Türkiye sıralamasında üst sıralardadır. Kültür ve sanat dünyası hem sunucu, hem izleyici, hem katılımcı ruhunu Alaçatı mekanlarına yansıtır. Küçücük Alaçatı’da 40’dan fazla galeri, el sanatları, resim, heykel antika mekanı bulunduğunu biliyor muyuz? Fazıl Say’ın Ağustos konserlerinden haberdar mıyız? Yaz aylarında galerilerde ortalama 2-3 açılış yapıldığına tanık oluyor muyuz? Ya kışın Perşembe akşamları yapılan Jazz geceleri… Her salı akşamı Asfalya’da mezat var, büyük ilgi görüyor biliyor muyuz?

 
Bu beldede genç sanatçılar haftaları, sanat çalıştayları yapılıyor. Alaçatılıların bizzat rol aldıkları Meydan Tiyatrosu her yıl bir oyun sahneliyor. Yağhanedeki el sanatları kurslarına katılmak için sıra beklemek durumundayız. Türk Sanat Müziği korosu konserlerini iple çekiyoruz.
 
Çeşmeli 35 yazar-şair var. Bunların buluşma günleri var. Yaz aylarında ülkemizin tanınmış yazar çizer ve şairlerinin imza günleri var. Barbaros köyündeki Korkuluk (Oyuk) festivali, Ilıca Kültür günleri, Ovacık Sakız Festivali, Germiyan’ın Slow Food hareketi bu yöre için büyük bir zenginlik. Organizasyon kalitesi diğerleri ile mukayese edemediğimiz Ot Festivalini buraya yazamıyorum! Ekim ayında yapılan Balık Tutma Yarışması Alaçatı için başka bir renk.
 

Gecce

Sörf Alaçatı’nın varlık nedeni. Yeterince kıymetini bilememiş olabiliriz ama şurası bir gerçek ki dünyanın en mükemmel rüzgarları Alaçatı’da sörfçüler için esiyor. Bundan daha fazla yararlanabilmeyi düşünmek lazım.

 
Alaçatı şemsiyesi altında ya burada ev almış, ya tatil geçiren ya da sörf için uzun dönemli kalışlar yapan konuklar arasında kendi işinde milyarlarca dolar yöneten, ya da yanında binlerce kişi çalıştıran yerli ve yabancı şirketlerin çok sayıda üst düzey yönetici, iş adamı var. Bunların birikiminden, deneyiminden, yerli ve yabancı ilişkilerinden Alaçatı’nın değerlerini sağlamlaştırmak için yararlanmayı biliyor muyuz?
 
Gelin- Damat fotoğraf çekimleri için doğal bir plato olan Alaçatı yılda 2 binden fazla yeni evlenmiş çifti ağırlıyor.
 
Alaçatı doğal mimari dokusu, sokakları, sokak hayvanları, arnavut kaldırımları, tarihi ve kültürel alt yapısı ile bir “zenginlik davetiyesi”… Bunun kıymetini bilmek lazım. Sadece gürültü ve patırtıya takılmamak lazım. Çünkü onlar gidici, kalıcı olan ise bu saydıklarımız.
 
(*) 25/07/2017 tarihli Hürriyet Ege gazetesinde Nedim Bubik köşesinde yayımlanmıştır

No Comments Yet.

Yanıt yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir