Büyüyünce Ne Olacaksın?

1970 ve 1980’ler işletme, pazarlama, marka ve bu kavramlarla yan yana geldiğinde “şık” duran alanlarda eğitim almak için herkesin birbiri ile yarıştığı yıllar olarak tarihe geçti. Daha sonra bilgisayar, bilişim, endüstri mühendisliği gibi alanlar “büyüyünce ne olacaksın” sorusunun cevapları arasındaydı. “Doktor, mimar, mühendis” olacağım şeklindeki -olmayacağımızı bildiğimiz halde- cevapların modası zaten geçmişti ve bizim kuşağın ezberini bile bozmaya yetmiyordu. Bu mesleklerin bugün geldiği noktada ortaya çıkan uzmanlık alanlarındaki dağılım algılarımızın sınırlarını zorluyor. Ama bugün algılarımızın sınırlarını zorlayan bu mesleklerin kapsama alanı ile ilgili lise okuduğumuz yıllarda hangi ip uçlarına sahiptik? Örneğin girişimci radyolog olmak hiçbir arkadaşımızın rüyalarını süslemiyordu!

Günümüzde gençlere sorduğumuz zaman cevabını bile anlamakta zorlandığımız temel soru ”büyüyünce ne olacaksın?” 

Sadece biyoloji ve genetik alanında meslek kıvamında sayılabilecek yüzlerce alan var. Verecekleri her hangi bir cevabın ne anlama geldiğini kavrayabilecek miyiz endişesi zaten çoğu zaman bu soruyu sormamıza da engel oluyor.

Barcelona’da Futbol Oynamak

Bir dönem Türkiye merkezli ama Afrika, Orta Asya ve Orta Doğu’da büyük bir özel fon şirketinin CEO’su olan arkadaşımın o zamanlar 12 yaşındaki oğluna sormuştum büyüyünce ne olmak istediğini. Tereddütsüz Barcelona’da futbol oynamak istediğini söylemişti. Ortaokula yeni başlamış, dersleri kıskanılacak kadar iyi, piyanoda caz çalabilen, fıkra anlatabilecek kadar iyi İngilizce konuşan, Barcelona hayallerini gerçekleştirmek için bir yandan İspanyolca ders alan arkadaşımın oğluna “ya Barcelona’da futbol oynayamazsan” diye bir soru sormuştum. Yine tereddütsüz cevap verdi; “o zaman babam gibi CEO falan olurum herhalde”! Aradan yıllar geçti. Eline Barcelona alt yapısına katılma şansı da geçti ama onlar ABD’ye göçtüler. Şimdi hem üniversitede okuyor hem de ABD Ulusal Lig oyuncusu!

Yunus Eğitimcisi Olmak

Cabo Adventures

Yine o yıllarda başka bir arkadaşımın 11 yaşındaki kızına sormuştum aynı soruyu. Dersine çok iyi çalışmış bir öğrenci edasıyla “yunus eğitimcisi olmak istiyorum” dedi! NatGeo gibi kanallardan iz sürerek yaptığı araştırmalarla ne yapmak istediğini çok iyi biliyordu. Yunus eğitimcisi olmak için aranan özellikler, dünyada bu eğitimlerin nerelerde verildiği, nerelerde iş imkanlarının olduğu ve tabii bir yunus eğitimcisinin yılda kaç para kazandığı… Hayallerini gerçekleştirdi mi bilmiyorum ama bu olmadıysa buna yakın bir yaşamla buluşturmuştur kendini.

Çocuklarımız “ne olacaklarını gayet iyi biliyorlar”. Ama bizler sanki onların “bir baltaya sap olmaları meselesine hala takık gibiyiz.”

Yapay zekânın bildik bilinmedik tüm mesleklerin üzerinden bir silindir gibi geçmekte olduğu bir dönemde her halde bir çocuğa sorulacak en anlamsız soru onların büyüyünce ne olacakları ile ilgili olanıdır!

Daha adı konmamış meslekler arasından nasıl bir seçim yapmaya yönlendirebiliriz ki onları!

Meslek mi Hangi Sorunun Çözümünün Bir Parçası Olmak mı?

Aslında oturup biraz konuştuğumuzda onların büyüyünce ne olacaklarından çok hangi sorunun çözümünün bir parçası olacaklarına kafa yorduklarına tanık oluyoruz. Çözümün bir parçası olması ise birden fazla disiplinin içinde yoğunlaşmalarını gerektiriyor. Bunun da bilincindeler. Yani okyanuslardaki plastik kirliliğine kafayı takmış ve ömrünü bu sorunun çözümü içinde geçirmek konusunda idealist bir kariyeri benimsemiş genç arkadaş, birbiri ile yakın ilişkili onlarca disiplini aynı zaman dilimi içinde çözüm odaklı formatlara taşımak durumunda kalabilir. Tabii bunların tamamında uzman olmayabilir. Bu da beraberinde aynı idealleri paylaşan farklı disiplinlerdeki kişilerin yetkinliklerinin aynı amaç için bir araya gelmesi sonucunu ortaya çıkarır.

Victor Ananias

victorananias.org

Ülkemizde bu formatın en güzel örneklerinden bir Buğday Ekolojik Dönüşüm Derneğidir. Kurucusu Victor Ananias üniversite mezunu bile değildi. Onu çok erken yaşlarda talihsiz bir soba zehirlenmesi kazasında kaybettik. Ama açtığı şemsiyenin altındaki perma kültür uzmanları, ziraat mühendisleri, biyologlar, tarihçiler, çevre bilimciler, iklim uzmanları, şehir plancıları ve diğerleri aynı ideali bir kariyer hedefi yaptılar. Omuz omuza vererek, dayanışmayı öncelikli bir hedef olarak benimseyerek. Bizlere ekolojik dönüşümün önemini anlattılar. Tohum takas şenliklerini, %100 ekolojik pazarları, TaTuTa çiftliklerini hayata geçirdiler. Organik tarım sertifikasyonunda uluslararası uzman kurum oldular.

Büyüyünce ne olacaksın sorusunun cevapları ile birlikte anlamını kaybetmesi biz yetişkinleri çocuklarının geleceği için panikletirken, çocuklar tarafında suların sakin olduğunu gözlemliyoruz. Onlarda panik yok. (Sınav baskısı da olmasa…) Onlar kendilerinden emin.

Üniversitelerdeki mevcut bölümlerin onların beklentilerini karşılamayacağını çok iyi biliyorlar. Üniversitelerin verebileceklerinden çok daha fazlasına ihtiyaçları olduğu gerçeğinden hareket ederek ellerindeki teknolojiyi kendi ilgi alanlarını keşfetmeye yönelik maksimum kullanma çabası içindeler. Dahası, alacakları eğitimin sonuçları ile “büyük adam olduklarında” sorunların değil çözümlerin yanında saf tutmaları gerektiği konusunda da bir bilinç var ama “para” meselesi ne olacak sorusunun cevabı kafaları karıştırıyor.

Ankara-Eskişehir Yolundaki Felsefe Fabrikaları

Düşünbil Portal

Yine bir arkadaşımın oğlu üniversitenin felsefe bölümünü kazanmıştı. Tebrik ettim ve “bu dönemde okunacak en iyi bölümlerden biri” dedim. Alaycı bir ifade ile; “tabii Ankara-Eskişehir yolunda yan yana bir sürü felsefe fabrikası var, girer birinde çalışır mezun olunca” demişti.

Aslında bu kariyer meselesinde sondan başa gelmek lazım. Bugünü ve geleceği tehdit eden “bir” numaralı tehdit “küresel ısınma”. Sadece insanoğlunu değil doğal hayatın içindeki her şeyi yok etmeye odaklanmış bir gündem var önümüzde.

Gezegenin sorunlarını görmezden gelerek yapabileceğimiz bir kariyer yok. Yapmaya kalkarsak kariyerimiz “sorunlar duvarına toslar” ve belki de bir daha ayağa da kalkamayabilir.  Hatta daha da kötüsü günün birinde kendimizi bu kötülüklerin baş mimarlarından biri olduğu gerçeği ile yüzleşebiliriz. (2008 küresel finansal krizi bunun en çarpıcı örneklerini yansıttı)

Birleşmiş Milletler çözüm odaklı çalışmaları 17 başlık altında tanımlamış. Söz konusu 17 başlık, din, dil, ırk, cinsiyet, coğrafya ayrımı gözetmeksizin herkesi çözüm üretmeye davet ediyor. Sağlıktan, planlı kentleşmeye, organik tarımdan, içilebilir su kaynaklarına kadar bugünü ve geleceği ilgilendiren onlarca kariyer seçeneği var bu başlıklar altında. Sanıyorum arkamızdan gelenler bizlerden daha farkında nasıl bir kariyer yapmaları gerektiği ile ilgili önlerinde duran seçeneklerin.

 

(*) Brandmap Ekim 2018 sayısında yayımlanmıştır

1 Yorum
  • Nejat Özgüler
    Kasım 15, 2018

    Canım Salim’im,
    Son yazinı da diğerleri gibi ‘lezzetle’ okudum.
    Beynine yüreğine sağlık..
    Aklıma yıllar öncesinden ‘katılımcı kasap’ geldi..
    Bu vesile ile özlem ve sevgi çağladı içimde..
    Gözlerinden yanaklarından öpüyorum..
    Canım kardeşim

Yanıt yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir